Yıllar ömrümü tüketti
Zaman ırmağı kendine çekerek
Götürüp bir boşluğa bıraktı beni
Pamuklu şekerimi bitiremeden
Bir bir sayamadan oyuncaklarımı
Saklambaç oyununun tadına varamadan daha
Kuş gibi uçtu gitti çocukluğum elimden
Yıldızlar ağıyor gözlerimin ucunda
Gün doğuyor akşama yürüyor
Gece, samanyoluna geçit oluyor birden
Bulutlar bulutlara, nehirler denizlere karışıyor
Saçlarıma güz yağmurları düşüyor
Panayırlar, oyun salonları, dönme dolap
Kazanma arzusu, okuma hırsı, parklar
Parklarda tan ağarıncaya kadar gırla giden çaylar
Şiir yazma tutkum, gül yetiştirme heyecanım
Ve platonik aşklar...
Her uyku saatinden önce
“Bir varmış bir yokmuş” diyerek
Hikâyelerine başlardı babaannem
Bin bir tane bilmeceler sorardı dedem
Büyükannemin konsolunda eksik olmazdı bademli şekeri
Bayramlarda dayımın cebinde şıngırdardı bozuk paralar
Misket yuvarlardık sokak aralarında
Küsküç oynardık kıpkırmızı çamurlarda
Şimdi içim yanıyor, aklım iki karış havada
Ruhum deli divane gibi ortalıkta dolaşıyor

