Çürümenin Şiiri
TEMMUZ Sayı: 20 - Mart 2018

Oturduğum minderin altımdan kaydığını duydum

Kayaları çatlatan dizeleri okuyunca

Gerçeğin peşinden durmadan koştum

Sesim tokat attı mağara duvarlarına

I.

Bir kez daha

Dünyaya haykıramadıklarım yumrukluyor içimi

Hıncımı dilimin kanıyla besliyorum

Çaresizliğin ellerini boğazında hisseden anneleri

Yüzü gözü toz içindeki çocuklarıyla

Bir yardım sesi ararken görüyorum.

Solmuş günler, pörsümüş hayatlar

Bize nerede olduğumuzu hatırlatıyor.

Bir ergen, şehirleri pay ediyor bütün kibriyle

Yumuk dudaklar, ağlak romantizmlerle

Terk ediliyor, vicdanlara düşen bir halkın çağrısı.

II.

Yumrukların havaya ne için kalktığı belli değil

Göğüs kafesimde bir kul ağrısı, hak ağrısı

Sancı her yerde ama kalplerde değil

Şişkin cüzdanların verdiği güvenle

Marşlara katılmak

Şehirlere can, ülkelere lânet yağdırmak

Çok zor değil.

İnanmıyorum odalardaki ağlamalara

Sıralı listelerde adımın yazılmasından korkmuyorum

Atom bombasından, nükleer silahlardan,

Bir gözyaşı hakkından korktuğum kadar.

Hukukun üstünlüğüne de inanmıyorum insan haklarına da.

III.

Tuz bankaların ve sırça köşklerin

Un ufak olacak son mısra yazılınca

Şehrin bağrına diktiğin gökdelenlerin

Mekânlar lâzım atlarımızı bağlamaya.

Bilmem Keynes’i, Smith’i, Franklin’i

Bizimdir Yunus, Nef’i, Itrî

İyi dinle; duyduğun bu Türk müziği

Savaş başlıyor, kuşandık dizelerimizi.

Mehmet Âkif Öztürk Arşivi