Olasılık Üzerine
TEMMUZ Sayı: 7 - Şubat 2017

"Tek bir kötü hamle kırk iyi hamleyi boşa çıkarır."
Horowitz

Kışın, soğuk, uzun gecelerde ara ara bozulan uykularınızdan uyandıkça, perdeyi aralayıp sokak lambasının ışığında kar yağıyor mu diye defalarca bakıyorsunuz. Haftalardır, günlerdir beklenen ve hava durumlarında söylenen yoğun kar yağışından bir türlü nasibinizi alamamış olmanın hayal kırıklığıyla, sosyal medya üzerinden arkadaşlarınızın gönderdiği kar manzaralarında teselli buluyor, yakındır deyip lapa lapa kar yağdığını, kıtırt diye ses çıkaran ayaklarınızın altındaki ezilmiş karı düşlüyorsunuz. Bu düşlerle daldığınız uykudan sabah olduğunda yine aynı şeyi, perdeyi aralayıp dışarda aydınlanmış gökyüzünü ve yeryüzünü izliyorsunuz. Meyvesiz bir yaz gibi dışarıya çıktığınızda karsız soğuğu teninizde hissediyor, sıkı sıkı giyindiğiniz kabanınıza daha bir sarılıyorsunuz.

Teselli bulmak mı? Sabahattin Ali’nin “Duvar” isimli eserinde zindandaki bir mahkûmun, dışarıdan gelen hürriyet seslerini duyan mahkûmdan iyi olduğu fikrinden ilhamla uzaklardan gelen arzunuzun seslerine hayıflanıyor, olasılıklar üzerine düşünmeye başlıyorsunuz. Masmavi bir kubbenin altında, kuru döşeğin üzerinde, etrafı dağlarla çevrili kuytu bir şehirde yaşamanın talih mi yoksa talihsizlik mi olduğunu düşünüyorsunuz.

Kar, kışın olasılıklarından biri… Hayatımızın hangi olasılıklarını yaşıyoruz acaba? Hangi olasılığın hangi varyantındayız? Hava durumu hikâye… Kimi zaman karşımıza çıkan biri için, sen hayatımın hangi olasılığının parçasısın, diye soracak insanlarla karşılaşıyoruz. Seçtiklerimizle hangi olasılıklara giriyor ve seçmediklerimizle hangi olasılıkları ıskalıyoruz?

Bir olasılığın, istenen, arzu edilen sonuç bölü tüm sonuçlar olduğunu biliyorsunuz. Bu önermeye rağmen hayatın ne kadar sonucu karşınıza çıkaracağını hesap etmeden arzu edilene odaklanıyorsunuz. Bunun için çabalarınızın sonuç vereceğinden de hiç kuşkunuz yok. Oysaki, hesap edilmeyen sonuçları her defasında tecrübe hanenize yazılmak üzere bizzat yaşıyorsunuz. Hayat tam da bu değil mi? İnsan hayal kurarken Tanrı’nın gülümsediği ve insanın hiç vazgeçmeden hayallerinin peşinden koştuğu, hayal kırıklıklarla tecrübe edilen olasılıkların bize düşen payı…

Matematik tahtasındaki sayılar gibi değil yaşadıklarımız. Sağlaması yapılabilen ve işlemlerle sonuca ulaşılabilen bir cevap değil olasılıklarımız. Bir iç savaşın ateşkesi kadar kırılgan ve yeni evrelere geçmek için pusuda bekleyen bir kurşun kadar… hızlı ve ani değişimlere gebe bir hayatın çocuklarıyız. Her şeyin irademizin avucunda olduğu yanılgısı içinde yaşıyoruz. İrademizin dışında başka iradelerinde olduğunu gördüğümüzde yalnızca bizim olasılıklarımızın değil başkalarının da hayat için tasavvur ettiği olasılıklarla çarpışmak zorunda kaldığımızı fark ediyoruz. Bizim gayret ile arzu ettiklerimizin tersine kürek sallayan onlarca, yüzlerce insanın arzularıyla çarpıştığımızda, işte o zaman gerçek bir hayatın ayrımına varıyoruz. Bencil tutkularımızın ötesinde bir dünyanın farkına…

Oysaki hayat bu kadar olasılıkları hesap etmeyi kaldırmıyor. Bir sonraki hamleyi dahi hesap etmeden yaşamak, sıradanlığa, boş vermişlik fırtınasına kendimizi bırakıp her şeyi salıvermek nefsimize daha hoş geliyor. Aklımızdan ziyade dürtülerimize ve duygularımıza esir olmayı anormal insan olmamak adına kabul ediyoruz.

Ziyandayız. Zira biz, düğmesi baştan yanlış iliklenmiş bir tarihin mazlumlarıyız. En güzel olasılıklara hiç şans vermeden yaşamış bir insanlığın meyvesiyiz. Bizler hiç hesap edilmemiş olasılıkların kurbanıyız!

Serkan Akın Arşivi
7 Sayı: 7 - Şubat 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler