“Yazıyor, yazıyor!
Kelebekler sonsuza uçar yazıyor.”
Ölüm düşer payına
Dışarıya kar düşer.
Kahvehanelerde ceset kokusu
Yine zaman öldürme harekâtı başlamış
Yine katledilen dakikalar.
Akordeon çalan çocuğun yanında,
Avrupai turistler boy gösterirken
Üç Aliler destanını yazar bir faytonda bir hâkim.
Şapkalarından idam çıkaranların destanını yani
Mahkemeye yuva kuranların destanını.
Kar yağar,
Simitçi çocuğun yanında
Kenar mahalle meczupları,
Sarıkları, minarelere dolanmış bir yiğit adamın
Ardından ağlar.
Saman pazarına kar düşer
İskilip ve Babaeski’ye ağıt.
Frenk gömleğini kuşananların balosunda
Şalvarın kanı tokuşturulur
Ve kristal bardaklar çatlar.
Ama içeriye kâr yağar
Dışarıya kar…
Kürsüsünde ayakkabısını cilalayan esnaf
Kasketli ve yarım pantolonlu çocuğa bakar:
“Yazıyor, yazıyor…”

