Evdeyim. Kitap okuyorum
Defterimi sağımdan almak için.
Şükür. Çadır kentte değilim kış günü.
Kış günü betonlar ne kadar soğuk
Bunu bilmem ben şükür.
Bunu şimdi en iyi Suriyeliler bilir
Bense çok bunalınca
Pencereleri açarak
Kitap okumayı.
Bir önemsizlik hissi bulaşıyor
Okuduğum sayfalara
Ev sahibi oluşuma
Yurdumdaki her patlamadan
Halep’te her günkü katliamdan
Birden fidanlaşıyor elimde kitaplar
Yolu yok o fidan dikilecek.
Okulda boş derste de okuyorum
Boş derste okumak
Hayatı ölmemek sanan
Türkiye sevmez bir biyotürkün
Bana şimdi nerede doğmak istersin deseler
İsveç’te doğmak isterim derdim
Cümlesiyle yırtılması demek beynimin
Bunun Halepli kardeşlerimiz
Katledilirken olması üstelik
Ona kardeş değil patlamada ölenler
Uğramaz o kalbe Haleplinin acısı
Halep
Sınırlara sığmayan acıların şehri
Halep
Ölmek istiyorum çünkü
Cennette ekmek var diyen çocukların
Kulağı kör, gözü sağırların duymadığı.
Köyde odun taşırken gören olmuştur beni
Şehirdeysem kargo taşırken
Ama siz görmediniz
Söylemesem bilecek de değilsiniz
Dün ilk defa şehit olmak için dua ettiğimi
Bugün kalbimi yoklayıp bunu gerçekten istediğimi
Türkiye’yi sırtlayıp bir dağ serinliğine taşımak için
Halep’i Suriye’yi bir dağ serinliğine bütün ümmeti
Bunu henüz görmedi kimse görmediniz
Benim korkum hiç görmeyecek olmanız
Korkuyorum sırtlaşmamasından sırtımın
Korkuyorum
Bir Alâeddin Keykubat’ın peşine düşüp
Kılıç çalamamaktan kâfire
Gücendirmek istemem çünkü
Emekli olunca kılığına girmek istediğim
Sakallı sarıklı adamları
Eskileri daha eskileri
Kurşun sesi duymamış dedelerimi.

