Türkiye’yi Sırtlayıp Bir Dağ Serinliğine
TEMMUZ Sayı: 7 - Şubat 2017

Evdeyim. Kitap okuyorum

Defterimi sağımdan almak için.

Şükür. Çadır kentte değilim kış günü.

Kış günü betonlar ne kadar soğuk

Bunu bilmem ben şükür.

Bunu şimdi en iyi Suriyeliler bilir

Bense çok bunalınca

Pencereleri açarak

Kitap okumayı.

Bir önemsizlik hissi bulaşıyor

Okuduğum sayfalara

Ev sahibi oluşuma

Yurdumdaki her patlamadan

Halep’te her günkü katliamdan

Birden fidanlaşıyor elimde kitaplar

Yolu yok o fidan dikilecek.

Okulda boş derste de okuyorum

Boş derste okumak

Hayatı ölmemek sanan

Türkiye sevmez bir biyotürkün

Bana şimdi nerede doğmak istersin deseler

İsveç’te doğmak isterim derdim

Cümlesiyle yırtılması demek beynimin

Bunun Halepli kardeşlerimiz

Katledilirken olması üstelik

Ona kardeş değil patlamada ölenler

Uğramaz o kalbe Haleplinin acısı

Halep

Sınırlara sığmayan acıların şehri

Halep

Ölmek istiyorum çünkü

Cennette ekmek var diyen çocukların

Kulağı kör, gözü sağırların duymadığı.

Köyde odun taşırken gören olmuştur beni

Şehirdeysem kargo taşırken

Ama siz görmediniz

Söylemesem bilecek de değilsiniz

Dün ilk defa şehit olmak için dua ettiğimi

Bugün kalbimi yoklayıp bunu gerçekten istediğimi

Türkiye’yi sırtlayıp bir dağ serinliğine taşımak için

Halep’i Suriye’yi bir dağ serinliğine bütün ümmeti

Bunu henüz görmedi kimse görmediniz

Benim korkum hiç görmeyecek olmanız

Korkuyorum sırtlaşmamasından sırtımın

Korkuyorum

Bir Alâeddin Keykubat’ın peşine düşüp

Kılıç çalamamaktan kâfire

Gücendirmek istemem çünkü

Emekli olunca kılığına girmek istediğim

Sakallı sarıklı adamları

Eskileri daha eskileri

Kurşun sesi duymamış dedelerimi.

Sadık Koç Arşivi
7 Sayı: 7 - Şubat 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler