her ah bir haklılığın olasılığında oyalanır
her sızı bir yüzün çizgisinden tutunur hayata
boşluklarına sıkıştırdığım bir yazgıyı asıyorum
ortasına dünyanın mandalla
doksan derecede yıkanmaz ya hakikat
doğrular, gerçekler birlikte renkleri hani
göğüne toprak karışır çeker boyundan mesela
onlara mı bize mi problematize etmek
hani düşse payımıza yarıştırmak haritaları..
isyan etmek fark etmeye meyyal gibi
wagner’in yüzüğünü ararken
neşet eden “gönül dağı”na tırmanmak misali
tutunamıyorum göğüne sırtını dönmüş bir şehre
kucağında yeri kalmamış o çocuğu
sığdıramam mesela dünyaya
kıtalar hangi rengin
gözyaşlarına bakarak anlarım ancak
yine de çocuklar bir umut ister
toprağı annesinden göğü dedesinden kalma
hayat bu ya bakarsın
rahat manzaralı bir seyirlik tüter sabahlardan
silinir ahlar susar vahlar
nefesler tutulur ortada bir güneşten
merhamet yazan bir haritadan saçılır konfetiler
bakarsın diner yağmurlar kesilir seller
arap kızı gelir yanımıza oturur..
o bizim gözümüzün akı olur
biz onun gözüne kara ..
bakarsın esmerliğinden yeşerir bir dünya…

