Büyük surları acılardan örülü kalbim nar
Gibi yarılan bir sevdayı dövüyor bu kar
Biraz yorgun biraz küskün bir nevbahar
Da kalmış bir hasret gibi sevecen rüzgar
Sessiz bir çığlık gibi bu akşam koridorlar
Da hastalar gözlerini kimsesizliğe dikmiş bakar
Ve pencerelerde bir yalnızlık düşer gibi kar
Salındıkça ellerimizden uslu yeminler şakar
Ölüm bir secdeden yüzümüzü acıya yıkar
Da alır haracını kimsesiz çocukların sokaklar
Ne kalbin pençeleri kalır ne yıkıntılı bir duvar
Bir sala okunur arkasından sessiz bir mezar
Mülteci bir sümbül elinde düşen kalbim var
Alır da kederi bir annenin merhametiyle sarar
Salkım söğüt eleğimsağma dik başlı vakar
Karla yıkar kalbini yalnızlığa göçen kuşlar

