Bir Zamanın Sükûtu: Cahit Çollak’ın Ardından
TEMMUZ Sayı: 7 - Şubat 2017

Onunla, Bursa’da Osmanlı kitapçılar çarşısında komşuluk yaparken tanışmıştık. 90’ larda bizler kitabevlerinin o günlerdeki fonksiyonları gereği, 28 şubatların sosyal/siyasal hengâmesinde yoğun bir meşguliyet içindeyken, Cahit ağabey, sükûnetiyle desteğini sürdürür ve bunu çarşının rekabet telaşından azade, farklılık içerisinde hissetirirdi. Baş başa konuşmalarımız, geleceğe dair ümitleri de beraberinde taşıyor, aynı minval üzere irtibatımız heyecanlarımızla sürüp gidiyordu. Özellikle kitap ve çarşı bağlamından başlayarak, her konuda, önce ahlaklı olmanın kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu daima zikreder, alışveriş kirliliğinin, kitaba bulaşmaması (ben az bulaşması diye, tashih ederek) temennisi ile o günkü sohbetimiz, aynı konuları tekrar etmek üzere, sona ererdi. Herkes tarafından da gözlemlenen sükûnet hâli, kanaatimce 70’lerde İstanbul’a ilk geldiği zaman Nurettin Topçu’nun ve Dergâh çevresinin ‘’mutfağında’’ terbiyelendiğinden olmalı ki, bu hâl vefatına kadar hiç değişmeden devam edip gitti. (Kendisi ile yapılan bir söyleşide, okuma alışkanlığının gelişememesinin nedeninin de bu mutfak olduğundan söz etmişti.) Ancak yine de eklemekte fayda var; her hayal kırıklığı, suyun çelikte ortaya çıkardığı kavileşme gibi, şahsiyetini besleyerek olgunlaştırıyor, ona sabırlı bir hâl kazandırıyordu.

90’ların başında kitapçılar çarşısının gerek bodrumda olmasına bağlı havasızlığından, gerekse ticari ahlak erozyonuna uğramış yapısından kurtulmak için çözüm ararken de ilk danıştığım kişi Cahit ağabeydi. Çarşı esnafının tutarlı birkaç kişisi ile beraber yeni bir kitapçılar çarşısı hatta kültür merkezi oluşturma fikrini ilk defa o dillendirmiş, ben de hararetle desteklemiş ve onun yanında işe koyulmuştum. Bursa’nın kültür merkezi olabilecek en değerli yerlerinden biri olan Kozahan’da, düşündüğümüz projeyi gerçekleştirecek imkânı bulmuştum. Ona ve bu konuda beraber hareket edeceğimiz esnafa teklif götürdüğümde, yeni bir yerin getireceği ticari risklerinden olacak, pek cesaret edemediklerini görmüş ve projeyi gerçekleştirememiştik. Buna rağmen Cemre Kitabevi olarak 99’da Kozahan’a taşınarak söz konusu projeyi tek başımıza oluşturmak için mücadele etmeye başlayınca , Cahit Abi gelemediğinden dolayı çok üzülmüş ve elinden gelen desteği esirgememişti. Bu yer değişiminden sonra çarşı ile irtibatımız zayıfladığı hâlde, Cahit ağabeyle sohbetlerimiz geçmişteki sıklıkla olmasa da devam ediyordu. O da, hatırladığım kadarı ile, kitapçılar çarşısının bulunduğu han satıldığından, 2004’lerde çarşıdan diğer kitabevleri ile beraber ayrılmak mecburiyetinde kalmış; Kozahan’ın bir benzeri olan, Ulu Camiinin avlusuna bitişik, Emirhan’a yerleşmişti. Uludağ Yayınları olarak çarşıda başladığı faaliyet zincirine Sır Yayınlarını da eklerken, mekânı yayıncılığın yanında kültür sohbetlerinin de yer aldığı bir merkeze dönüşmüştü. Bursa’da mukim Mustafa Kara ve Metin Önal Mengüşoğlu gibi isimlerin yanı sıra birçok şehirden yazar, şair ve edebiyatçının uğrak yeri hâline gelen mekân, bir anlamda şehrin kütür merkezlerinden biri hâline dönüşmüştü. Zaman zaman sohbetlerimizde 90’lardan gelen heyecanı tazeler, zaman zaman da yaşadığımız günlerin beklentilerimize cevap verememesinden şikâyet ederdi. O günlerde onca imkânsızlığa rağmen daha ümitli olduğumuzdan söz etmemiz, bugün ise aynı idealleri taşıyanların en azından yerelde bir farklılık yaratamaması üzerine hüzünlendiğimiz, Cahit ağabeyden hatırladığım en belirgin anlarımızdandı. Devamla, çevresindeki bazı tanıkların yerel yönetimlerde söz sahibi olduklarından bahsetmiş, ancak bu arkadaşların Bursa’nın kültür haritasına katkı yapmaları konusunda beklentisi gerçekleşmemişti. Bu kırgınlığı vefatına kadar sürmüştü. Ama ne hazindir ki cenazesine katılanlar arasında, söz konusu zevatın da olduğunu görünce, sağlığında değer verilmeyenlerin ölümünden sonra iltifat görme çelişkisini, birçok örnekte olduğu gibi, tekrar yaşamıştık.

Bir sabah Ulu Camide namazını kıldıktan sonra evinde, yaşadığı sükûnet içerisinde emanetini sahibine teslim ederek aramızdan ayrılan Cahit ağabey cenaze namazında bu sükûnetin ne kadar etkili olduğunu bizlere de göstermiş oldu. Allah rahmet etsin.

Aziz Avar Arşivi
7 Sayı: 7 - Şubat 2017 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler