yine de kötü bir yıl geçirmedik sanıyorum
altın yükseldi ama boşver
dolar durur mu, o hepten çıldırdı
kar, kime kızgındı bilinmez
bizden çıkardı yine bütün hıncını
durup durup patlamalar, bir son dakika:
canlı bomba, bombalar, tanınmaz insan parçaları
merak etme, her şeye rağmen
elhân-ı şitâ’yı elbette unutmadık
ve elbette unutmadık
bir gece vakti, bir dostu uyandırmayı
akıllara ziyan şeyler oldu, kabul
akıl almaz, akla sığmaz neler neler. bereketliydi
kazan’da köylüler
mahsullerini ateşe bile verdiler. bilâbedel.
suriye’den de akrabalar geldi yatıya, çoluk çocuk
fakat en çok meydanlar ve köprü, bire bin
görmeliydin sevgilim. kadınlar, bizim kadınlarımız
terlikleriyle köprülere indiler
yok yok, mesele yaşam tarzımız değildi
ne özgürlükler, özgünlükler, ne bilmemneler
yaşamın bizzat hakkı için sevgilim
yaşamın söke söke hakkı için
kadınlarımız -görmesem ben de inanmazdım-
çıplak elleriyle ateşe ve ölüme giriştiler
işte bir üzgünsem
onlara kırmızı elbiseler alamadığımdan
oysa nasıl romantikti, hatırla!
ıslak ve kırmızı bir elbisenin
ıslak ve cesur bir kadını sarıp sarmalaması
ıslak ve dalgalı savrulması saçlarının
kadının kollarının şöyle iki yana açılması
tuzaklar, ihanetler hiç bitmedi ama
güzel şeyler de gördük bu yıl
atanamayan, iş bulamayan gençler
bir gecede tank kullanmayı öğrendi mesela
alçak uçan jetlere ıslık çalmayı
dostu düşmandan ayırmayı, hepimiz
hepimiz sevgilim, bir gecede
tamam kentsel bölüşümler bu yıl da hız kesmedi, gökdelenler
sonra işte otobanlar, köprüler, tüneller
tamam nimet abla camii bu yıl da cumaları tıklım tıklımdı
ama unutma sınırları bir yıkan varsa bizim gözyaşlarımızdı
biliyorum zor
çocuklarımız… bizim çocuklarımız…
hem yüzlercesini kahpece öldürdüler
ama sen,
yine de umudunu diri tut sevgilim
ne şafak sökmekten ne çatlamaktan tohum
vazgeçmez. vazgeçiremediler.

