korkuyorum ben sana sen demekten
çünkü a kapkalın ve e incecikten
tırsmasak hani bazen düşeriz nezaketen
çağa bak ki suratımıza çarpan acılar bile vekaleten
öyle ise gelin tütelim şu şehrin tepesinde
hayata dair bir işaret bilinsin bu
kuşlar konsun kanatlarına mesela
kan kıpırdasın toprak kızarsın biraz daha
sonra bağa bir bahçıvan dadansın mesela
bitkiler besinli mersinler yabani
ama gene de yok sanki söğüt gölgesi gibi
hem dur bakalım dudağına sinen şu leke
ya şu bağır yakan iliksiz düğme
gölgede leke ayıklayan acemi erler
ki ben tek atışta lekeyi gölgesinden vuran
ne kumandanlar bilirim komuta yorgunu
insaf yumuşatıcı bir tas ya da bir yufka
oysa zihnimi zorlar durur kuru kafa bir kafka
ah ki milena sussa, ne çek ne prag ne de çıplak patika
mesela yarınki konferansta sadece kafka konuşsa
akşama da kafka antetli notlarımız olur mesela
kararmayan siyahları sereriz avluya
hep beraber diz çökeriz ağaran bir iftar sofrasına
gırtlak bunaltırız sonra soğuk buzlarla
hem birinci gün daha bu
sahur suretli iftarlar geride kaldı
şimdi moda iftar kıvamında sahur serveti
hem konamayan bir ben nasıl konuşur ki
bireysel birliktelik aman tanrım bu ne modernlik

