uzak, düşlerin dipsiz kuyusu
ve örtündüğümüz dağların içe kanayan uykusu
derin bir tuzak yaşamak bilmecesi…
bir katilin gözleri
gibi bakıyor projektör
okyanusu gözler, savaş
sanatını kusan helikopterlerin
kulağı tırmalayan iniltilerinde susar.
nedense kapılar hep açık balalayka
la ve ila
ve uzaklarda ceninlerin
solgun ve elemli yüzlü bahçesiydi dünya
aya irini’de mavi melek sürüsü
onu öpüyorduk ne güzel
daha sabaha vardı,
uzaktı kıyamet.

