Hayatımızın Etrafındaki Obruklar
TEMMUZ Sayı: 24 - Temmuz 2018

Soldan

Önce sol tarafımda yaşadığım hayat denilen ve bizlere suni roller verilmeye çalışılan sahnede, tasavvur ettiğimiz her toplum içerisindeki cümlede, kırık dökük kelime taşları ile örmeye başladı yaşam etrafımı. Amellerimle sol tarafımdan her örülmesinde hayatım kelime taşı ile, dokunduğum hisler, duygular, düşünceler maddeye dönüyor. İç dünyamızın kuzey tarafları soğuk ve yıkılmış rüzgârlar getiriyor gün yüzüne çıkmamış düşüncelerim. Yaşam ipince bir ipliğin üzerinde veryansın ediyor yaşama sevincine karşı. Yaşamak sancısı sol taraftan yüklenen kelime taşlarını daha çok taşlaştırıyor. Dünya sevinci sol taraftan rap rap yaklaşıyor aklın üstüne binmiş. Rahatlık köleliği duyguların üzerinde mevsimleri bir biçerdöverin içinde öğütüyor. Ve kalbi sol taraftan dünya meşgaleleri sıkıştırıyor, zihin kelimeler kusmaya, ruhun sahillerinde uçsuz bucaksız manevi obruklar maddenin üzerinde büyük çukurlar oluşturuyor. İdeolojiler sol tarafın zihninde uğultulu bir ilkeler rahatlığı sunuyor. Cümleler ikiye yarılıyor kurt yemiş meyve tadında. Ve sol omuzun üstüne tünemiş kelimelerde oluşmuş dünyevi obruklar.

Sağdan

Sağdan dini motiflerle bezenmiş, adanacak adaklar üzerinde kutsallık makinesi hayatımızı sayıyor saygıdeğer boyun eğmelerimizin üzerinde. İnanç meyveleri pazarlanıyor hayat matiklerin kutsallaştırılmış sayıları üzerinde. Kutsallaştırılmış her kelime yeryüzü ayinlerinin tütsülenmiş nahoş görünümü ile dokunulmaz kılınıyor totemlerin üzerinde. Korku, kutsallaştırılmış manevi hayal mekânlarında biriktiriliyor. Yeri ve zamanı geldiğinde kutsallaştırılmış manevi inanç enjekte ediliyor inancın ana damarına. Sağ tarafta yaşanan hayatta kelimeler üzerinde dini motiflerle işlenmiş ameller oluşuyor. Önce kutsanıyor guruplar, topluluklar, zamanı esir alan ne kadar boş düşünceler, fikirler varsa. Kelimeler üzerinde oluşan kutsallık tortuları bilinenini bilinmeyen kıvamına getirmek için dini ayinlerle süsleniyor. Cehennem deresi akar gider yavaş yavaş kelimeler üzerinden. Kutsallaştırılmış inançların üzerine dökülür dökülür hayat. Kutsanan ne varsa çağırılır asıl çağrılması gereken dışında. Cennetle süslenmiş totemler vardır, derin bir kuyudan korunur süs verir, hangi totem daha çok inanç pazarlar yaklaştırmak için tanrıya. Hedef senin hedef değildir inançların içine yerleştirilmiş kutsal oklarda. Cennet sağ taraftaki kelimelerin en kutsal büyüme alanları. Ve sağdan dini motiflerle insanlığın kalbine bir ok gibi saplanmış kelimelerde büyük yıkımlar yapmış inanç üzerinde oluşmuş devasa obruklar. Vesveseyle beslenir hayat, sağdan gelen duygular itaati aklın aforoza uğradığı yerlerde fısıldar. Zihinler köleleştirilmiş cümlelerle yaşamını devam ettirir, fısıltılı yaşam sahnesinde kutsallaştırılmıştır vesveselerin en yoğun olduğu sağ cenahta oluşan devasa obrukla yuvarlanır cehennem deresine.

Arkadan

Arkadan yığınla canhıraş devinimlerle hayal dünyasına yaşama not düşmüş kelimeler yığını çoğalıyor geçen her saniye sonrası. Her adımımız iz bırakıyor kelimelerin üzerindeki hayal dünyasına. Ve bu izler kimi zaman kâbuslar modunda zihnimize zombi grafikleri çiziyor, kimi zaman İrem bahçelerinden alınmış yaşamları. Övünmek en maharetli iştir arkada birikmiş kelimeler yığınının üzerinde birikmiş yaşamlar. Arkada birikmiş yaşamlar yığılır yığılır kelimeler üzerinde nostaljik ameller oluşturur. Kelimeler üzerinde oluşan geçmiş dibi görünmez bir kuyudur, ateş toplarını dahi itinayla korur övünür durur. Geçmişte biriktirdikleri sırtında bir kamburdur fakat hayatın zehirli meyveleri elinin altında durur. Atalar her an yol göstericidir sessizliğin mezarlarında. Atalarının aklıyla akletmek arkada büyük obruklarla oluşturmuş ve amelleri nostaljik döngünün etrafında dolanıp durur.

Önden

Daha yaşanmamış kelimelerin üzerinde tedirgin, endişe ile anı her an yiyen ve yavaş yavaş büyüyen yaşanmamış ameller. Geleceğin kapısına dayanan cümleler çaresiz, anlamsız, etkisizdir. Olacak olanlar ve olmamış olanlar zihin dünyasında çıkmaz sokaklar açar, planlar projeler beynin etrafında gezer durur. Düşünceler hayatın içerisinde bir çıban yarası gibi. Bir görünüp bir kaybolan ölüm düşüncesi gelecek tedirginliğini büyütür büyütür. Olması gereken fakat olamayan tanrı tavırları kelimelerin etrafında hayal dünyasının içinde debelenir. Hırs geleceğin kamçılı ölümü, önden giden korku kıvılcımları büyütür hayal dünyasını. Kelimeler üzerine kurulu gelecek büzüşür rengi değişir ve yürüdükçe hayat içerisinde önünde obruklar oluşur büyür derinleşir.

Mehmet Mortaş Arşivi
24 Sayı: 24 - Temmuz 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler