Bir ateş yakayım dedim dünyaya suskundu gece
Kürek taşıyorlardı mezarlara insanlığı yatıştırmaya
Bir kalıp sabun aldım vardım ölümün ellerini yıkamaya
Ak saçımdan bir tutam bırakarak aynanın önüne
Ben geldim, ben geldim dedim yorganına sarılmaya…
Ne de az kalmışım karanlıklarda korkum belki de ondan
Kalbimi yaran bir söz vardı ölüme anlamını katan
Sonra kendini astı yağmur zardan ince sarı yaprağa
Unutsanız hayalet olurum hatırlasanız kırık resim
Bir çift gözüm vardı o da akacak sonunda ayaklarınıza…
Kar içimde yanarken lambalar kararıyor kumdan tepemde
Üşüyor olsam sesimi duyar mı İbrahim’in ateşi
Taşarak akan kaderin ağından kim kurtarır ki son nefesi
Kımıldayamıyorum döşüme oturmuş tahtadan mihver

