Unutulursun, işte böyle hiç var olmamışçasına
Bir kuşun müthiş ölümü gibi
Terkedilmiş bir kilise gibi unutulursun,
Gelip geçici bir aşk gibi
Gecedeki bir gül gibi… unutulursun
Ben ki yol üzereyim… adımlarını adımlarımdan önce atmış olanlar
görüşlerini görüşlerim üzerine dikte ettirenler var.
Sözü yayanlar var ahenkle hikayeye girmek
ya da kendinden sonra gelecekleri aydınlatmak için
coşkulu bir yapıtı… bir kurguyu
Unutulursun, işte böyle hiç var olmamışçasına
bir kişi veya bir yazı gibi… unutulursun
Sezgilerim üzere yürürüm, belki de
bir hikaye verebilirim kişisel bir yaşam öyküsü. Dağarcığımdaki sözcükler
yönetir beni, ben de onları. Ben onların şekliyim
onlar da hür bir tecelli. Ama söyleyeceklerim çoktan söylenmiş
Geçen yarın benden önce gelir. Ben yankıların kralıyım.
Arşım yok ama dipnotlarım var benim. Ve yol da
alışkanlığım. Belki de unuttu öncekiler
bir şeyi nitelemeyi, tetiklerim ondaki her hatırayı ve duyguyu
Unutulursun, işte böyle hiç var olmamışçasına
bir haber veya bir iz gibi… unutulursun
Ben yol üzereyim… Adımlarını adımlarımın üzere
atanlar, ve sezgilerimin ardı sıra gelenler,
sürgünümün bahçelerine mersiyeler düzenler var.
Evin önünde, düne perestişten uzak
dilimden ve kinayelerimden azade, ve ben tanıklık ederim ki:
şeksiz şüphesiz hayattayım
ve özgürüm
unutulduğum zaman!
Arapçadan Çeviri: Aydın Ünlü
"Yaptıklarından Dolayı Özür Dileme” Kitabından

