İnancın Gürbüz Semasına Doğru
TEMMUZ Sayı: 24 - Temmuz 2018

Zamanla ne de çok değişiyor insan. Zaman mı değişiyor insan mı? Zaman değişmez de insan vaktin çanağının şeklini alırmış. İnsan gençken daha umarsız oluyor besbelli. Orta yaşlarda temkin başlıyor. İhtiyarlayınca hüzün ve korku! Her ne olursa olsun kahramanlık, bir anlamda gençlik heyecanlarımıza bağlı kalarak yaşamak sancısıyla geçen bir ömrün hak ettiği bir erdem olsa gerek.

Vefa kalbin hafızasıymış. Hatırlayış özlemlerin kundağı! İnsan düşman oklarını takip edince dostlarına ulaşırmış. Bilgi aklın canıymış. Akıl hayatın kanı. Bilmekle bilgilenmek arasında koca bir uçurum yuvalanırmış.

İnsan yorulur. Yorgunluk bedeni aşar da bazen ruha sirayet eder. O zaman insan bir inziva arar kendisine. Ruhların da dinlenmesi gerekir. Belki ölüm böyle bir şey! Ruh da dinlenir mi demeyin. Metafizik ruh değil sözünü ettiğimiz. Daraldım bir söz yok mu içimi ferahlatacak, işte bu diyeceğim dediğiniz şeyler var ya işte onlar ruh yorgunluğu dediğimiz.

Yorulunca yolda kalmayalım diye bütün çabamız. “İnancımızı olmadığını hissettiğimizde bir insanın düşebileceği en tehlikeli konumda bulunduğumuzu bilmemiz gerekir” demiş bilge Tolstoy. Sefaletin asıl nedeni de insanların bilinçsizce bir inanca sahip olmaları ve sözde eğitimli aydın kişilerin de inancı bilinçli bir şekilde reddetmeleridir.

Tutkularına esir oldukça insanlar hayvanlar gibi davranmaya başlarlar. Tutkularına esir düşenler başkalarının hep kendi istedikleri şekilde davranmalarını isterler. Bunun için de şiddet kullanmaya başlarlar. Fakat biz şiddetin insanları hareket ettirecek bir güç olduğunu nasıl kabul edelim?

İnanç İbrahim gibi yolda olmaktır. Olmak, inancın eylemle el ele vermesiyle doğar. Boş inançlardan ve avareliklerden olmak doğmaz. Ancak ölmek gelir ardından.

Kalbimizi terk eden o ürkek ve umut dolu inancı yeniden aramanın vaktidir. Yenildin olsun yine dene, yine ara, yine yürü, yine yorul! Yorul ki inancın tazelensin, eylemin gürbüzleşsin.

temmuz-024

Temmuz Arşivi