sözcüklerin büyüsüne kapılır
dizelerin tüneline dalardık sessizce
sonra
tıpkı İbrahim gibi
ay, güneş ve yıldızlara bakar
“sensin” derdik
deniz kızlarının ülkesinde yaşardık biz
hayat sihirli bir lambaydı
bazen çılgın bir şövalye olup
uçurtmalara biner
Pamuk Prenseslere giderdik
Sultan Süleyman ki dinelmiş
o dağın başına
dört gözle rüzgârı beklerdik
babam
altın yaldızlı kalın kara kitaptan
mağara gençlerinin öyküsünü okurdu bize
biz ki boynumuzu büker
ve içimiz titreyerek
bir köşeye siner dinlerdik
sahifelerin arasından
elinde baltasıyla ansızın
çıkardı karşımıza İbrahim
sanırdık ki boynumuzu vuracak
karıncalarla evcilik oynardık
kalabekler sarışın kanatlarında taşırdı bizi
mevsimlerden mevsimlere koşar
yeryüzüne baharı ilk biz muştulardık

