Gece kendi seyrinde devam ederken birtakım uğursuz düşler kuran, kara hisler içinde hınzırca gülen gözler, Sinema Sokağı’ndaki köhnemiş, sahipsiz evlerin karanlığından istifade ederek büyük bir serkeşliğe tutuşmuştu. Dört kişiydiler, dört kirli el, dört hınzır bakışlı yüz, dört, dört…
Bir çember oluşturmuşlar, kendi aralarında konuşuyorlardı. Uzaktan bakınca puslu bir havada avlarını bekleyen bir vahşi hayvan topluluğu gibi görünüyorlardı, durmadan konuşuyorlar, birbirlerine hararetli hararetli bir şeyler anlatıyorlardı. Bir müddet sessizliğe gömüldüler fakat içlerinden biri üşüyen ellerini bir yumak yapmış, sıcak nefesini avuçlarının içine doğru üflerken, karşısındaki uzun saçlı, siyah seyrek sakallı, sağ yanağından aşağı doğru düz bir çizik olana: “Abi, bu iş nereye kadar devam edecek, söylesene?” dedi. Ağır bir hareket yaparak, ellerini ısıtmaya çalışana, o ruhundaki tüm kara delikleri yansıtan gözleriyle hızlı bir bakış attı, sözü çok uzatmadan, kısa ve öz olarak şöyle dedi: “Biz ölene dek yahut kodesi boylayana dek!” Çemberdeki diğer iki kişi de bu sözlerin sahibi ile birlikte pis pis kahkaha atmaya başladı. Uzadıkça uzayan kahkahaları, gecenin koynunda azgın bir ur gibi büyüyüp durdu. İlerleyen dakikalarda, dört el, dört ateş, dört yangın, dört kül, dört kara… Elleri, güzel kokulu, aldatıcı bir çiçeğe uzanır gibi ceplerindeki beyaz zehre doğru yeniden uzandı, itina ile iç ceplerine gizledikleri küçük, şeffaf birer poşet çıkardılar. Solgun, sokak lambasının ışığında merhametini, acımasını yitirmiş dört adam, sağa sola baktı sonra ruhlarında onarılmaz yaralar açacak olan beyaz zehri, hep birden yuttular. Yuttular; elleri titremeye, gözleri büyümeye, dizlerindeki derman bitmeye başladı, kurtuluş sandıkları gecenin bu en arsız anları, onlar için ölüme depar atarak gitmenin adı olmuştu belki de. Dizlerdeki derman da yitince, etrafa anlamsız sözcükler savurarak oldukları yere çömeldiler. Sonra sığındıkları bu köhne binanın soğuk duvarlarına sırtlarını dayayarak, ağızlarından salyalar akıtarak, titremeye başladılar. Gece kurtuluşları değil, şimdi kirli elleriyle ipini çektikleri darağacı olmuştu onlar için.
