Zarkâu’l- Yemâme’nin Önünde Ağlamak
TEMMUZ Sayı: 33 - Temmuz 2019

Efsaneye göre, asıl adı Anz olan Zarkâu’l-Yemame / Yemame’nin mavi gözlüsü, Cudeys kabilesinden olup, dillere destan bir güzelliği varmış ve olağanüstü bir görme yeteneğine sahipmiş. Üç günlük mesafeyi rahatlıkla görebilmekteymiş. Yemame’de Cev adı verilen bölgede yaşamış. Söz konusu bölgede kuvvetli iki kabile varmış: Cudeys ve Himyer. Bu iki kabile arasında sürekli savaşlar olmaktaymış. Cudeys kabilesinden olan Zarkâ, olağan üstü görme yeteneğiyle Himyerilerin hareketlerini takip ederek üç gün önceden kendi kabilesine haber vermekteymiş. Böylece gerekli hazırlıkları yapan Cudeys kabilesi, her seferinde Himyerileri mağlup etmekteymiş.

Himyerilerin kralı Hasan’ın Riyâh b. Mürre adında bir veziri varmış. Kral, Cudeys üzerine bir sefer düşündüğünü söyleyince Riyâh, “Cev şehrinde bir kız var, iki günlük mesafeden bir kişiyi tanıyabiliyor. Bizi görüp kavmini uyarmasından endişe ederim.” demiş. Kral o halde biz de geceleyin yolumuza devam ederiz, deyince Riyâh, “Görüşü gece daha kuvvetli.” diye cevap vermiş. Bunun üzerine kesilmiş ağaç dallarıyla kendilerini kamufle ederek geceleri yola devam etmişler. Yemame’ye yaklaştıklarında Zarkâ onları görmüş ve kavmine: “Ey Cudeys halkı! Ağaçlar size doğru yürümekte, Himyer’in öncüleri size doğru gelmekte ki o düşman ordusudur.” demiş. Ancak halk ona inanmamış ve onunla alay etmiş. Himyerliler baskın sonucunda Cudeys halkını kılıçtan geçirmişler. Zarkâ’yı yakalamışlar ve Kral ona ne görmüştün diye sormuş. O da “Yürüyen ağaçlar ve ağaçların arkasında insanlar görmüştüm.” diye cevap vermiş. Bunun üzerine kral onun gözlerinin çıkartılarak şehrin kapısında asılmasını emretmiş.

Bundan tam elli iki yıl önce de bu efsanedeki baskının bir benzeri İsrail tarafından gerçekleştirilmiş ve Mısır, Suriye ve Ürdün savaş uçakları havalanamadan yerde imha edilmişlerdi. Mısır Genelkurmay başkanı ve komuta kademesi Sina yarımadasında toplantı halindeyken, İsrail savaş uçakları bombardımana başlamıştı. Mareşal Emir’in uçağı havalanabilmiş ancak, bütün üsler vurulduğundan bir süre inecek yer bulamamıştı. Altı gün süren bu savaşta, Mısır ordusu hava gücünün tamamına yakınını kaybetmiş, İsrail ise Sina yarımadası, Gazze, Batı Şeria ve Golan tepelerini işgal etmişti. İsrail saldırıya iyi hazırlanmış, Mısır tarafı ise, tehlikenin büyüklüğün kavrayıp ona göre bir strateji geliştirmemişti.

Bu bozgundan fevkalade müteessir olan Mısır’ın muasır şairlerinden Emel Dongol, üzüntüsünü yazdığı “Zarkâu’l-Yemâme’nin Önünde Ağlamak” adlı kasidesinde dile getirmiştir. Kasidede şair, Mısır ordusunun tecrübesizliğinden, çobanların askere çağrılmasından, bir kesimin olup bitene aldırmadan zevkusefa içerisinde olmasından şikâyet etmektedir. Kasidenin çevirisine geçmeden önce, şairin hayatından bir nebze de olsa bahsetmek yerinde olacaktır.

Muhammed Emel Fehîm Ebû’l-Kasım Muharib Dongol, 1940 yılında yukarı Mısır’da Kana vilayetine bağlı Kale köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Ezher ulemasındandır. Bu da onun şahsiyetinin gelişiminde ve şiirlerinde açık bir şekilde etkili olmuştur. Doğduğu yıl yüksek lisans diploması alan babası, oğluna umut anlamına gelen Emel ismini vermiştir. Dongol, başta fıkıh, tefsir ve hadis kitapları olmak üzere, Arap kültürüne dair kitapları ihtiva eden büyük bir kütüphaneye sahiptir. Bu eserler onun edebiyat yolculuğunun kaldırım taşları olmuştur. Köyünde lise öğrenimini tamamladıktan sonra, önce mühendislik gibi teknik bir sahada tahsilini sürdürmeyi düşünürken, sürpriz bir şekilde kararını değiştirerek, Edebiyat Fakültesinde tahsiline devam etmek üzere Kahire’ye gelmiştir. Fakat tahsilini tamamlamadan üniversiteden ayrılmış ve sırasıyla Kana mahkemesinde ve İskenderiye’deki gümrük idaresinde ve bilahare Afro-Asya Dayanışma Teşkilatında memur olarak çalışmıştır. Ne var ki, şiir aşkı onu cezbetmiş ve bu yüzden başladığı her işi bırakmak zorunda kalmıştır.

Kahire onun için çok farklı bir dünya idi. Kahire’ye yeni taşınanların genelinde olduğu gibi, o da başlangıçta bir türlü uyum sağlayamamıştı. Gurbetten olumsuz manada çok etkilenmişti ki, ilk yazdığı şiirlerde bu sıkıntı bariz bir şekilde gözükmektedir. Şiirlerinde Arap kültürünün simgelerinden esinlenmiş, muasırı olan diğer şairler gibi Batı özellikle Yunan mitolojisinden etkilenmiştir. Mısır devrimi ve Araplık rüyaları dönemini yaşamıştır.

Emel Dongol, üç yıl boyunca yakalandığı kanser hastalığıyla mücadele etmiş, bu arada şiir yazmaya hiç ara vermemiştir. Bu dönemde yazdığı şiirler ve çektiği acıları anlatan yazılar, yaklaşık dört yıl kaldığı hastane koğuşuna atfen “8. Koğuşun evrakı” adıyla yayımlanmıştır. 21 Mayıs 1983 günü hayata gözlerini yummuştur.

Necmi Küçük Arşivi