Uni .....
TEMMUZ Sayı: 33 - Temmuz 2019

Sen çocuksun,

Babanın konforlu omuzları senin beşiğindir

Saçlarını annen tarar, tırnaklarını o keser

Masalların, göz kapaklarını mest ederek rüyalarına gönderir seni

Sen masumiyet kokarsın,

Bakışlarına tampon yapılan cerihaların yoktur

Hayat senin yüreğindeki ışık kadardır

Söndüğü zaman büyürsün.

Işığını söndürecek rüzgârlar;

Biraz da çocukluğunu aşındırır.

Sen çocuksun,

Salıncakta dalgalanan saçların

Gider bir balonun ipine takılır.

Senin yakının, bir karış kadar ötede

Huylandığı yerden gıdıklar dünyanı

Uzağın, uçurtmanın uçtuğu yere kadardır.

Yağmur yağar, seller akar

Arap kızı uçurtmanı kapar,

Ve sen büyürsün.

Sevincini kapıp kaçan o eller

Biraz da çocukluğunu kapıp kaçar.

Sen çocuksun,

Sapanından umut fırlatırsın,

Kerpiç duvarlar üstündeki şişelere.

Nişan aldığın onlardır; kırılan onlar.

Sana zor gelir bir kuşu vurmak öylesine

Çakır gözlerini kapadın mı

Kanatlanıp gidersin onların ülkesine

Hava bozar şimşek çakar,

Ve sen büyürsün.

Kanadını kırıp duran o yıldırımlar

Biraz da çocukluğunu kırıp durur.

Sen çocuksun,

Öpüldüğün sabahları güneş kıskanır

Doyduğun sofralara dökülür afacanlığın,

Sana döşeğini açmış göğün kuşağı

Renklerin dansı seni baştan çıkarır

Sahili kumdan kaleler ile örülü ülkenin

Padişahısın sen,

Poyraz çıkar dalga vurur

Ve sen büyürsün,

Senin küçük ülkeni kuma gömen o dalgalar

Biraz da çocukluğunu kuma gömer.

Sen çocuksun,

Ulaşamadığın sınırlar, kapı komşun olur ansızın

Seni büyüten her şey, senden biraz çocukluğunu alır

Büyüklüğünle kalakalırsın

Büyü!

Seni zamanın ortasında yalnız bırakan guguk kuşun

Tırnaklarının altına gark olan masallarında kaldı.

Büyü!

Senin haklarını koruyanlar senden büyük değil.

Hakkını korumak sana kaldı!

Büyü!

Ahmet Laçin Arşivi