görevdeyken kederlenen öğretmen
hınçla terk eder görev mahallini
memuriyetine küskün memur
öç ve ibret vakti örtüşür gene
mevzuat kaçkını bir mevzu gelir gündeme
müfredat müfredini çoğaltır müzelerde
ve çelikten bir miğfer ğafurunu soruşturur
mağfiret saatlerinde
ğafret gaflet ve hayret
yol bulur en billur yanından
kol kola bidayet ve nihayet
çarşı pazar söylem eylem
zifiri karanlık bir ihtilal gecesinde
gölgelikler gerilir genel grev davetine
beyni rütbesinde cinnet geçiren general
merhamet dilenir adalet pazarında
meydan kazıklarında yaver gölgesi
sinik müsteşar tivit siler sicilinden
rütbe terler keskin bir kalem ucunda
divit kararır gökçe kararlar arefesinde
terfi titrer bir devrin dil ucunda
paşaları konak bekler konakları paşalar
ve geceye sızar karanlık karartılar
ansızın bir temmuz vaktinde tam da
gecenin en inleyen saatinde bir halk
sokakta tank taşlar ve kusar tanklar
ecel kusar ölüm kusar kurşun kusar
ve sonra susar ecel de susar ölüm de susar
ama gecenin en aydınlık destanını yazar
meydanları kucaklayan kara halklar
bir bir cinnet toplar en esmer damarlar
temmuzun onbeşinde bir gece vaktinde
tam da tarihin en inleyen saatinde
bir tokat patlar beyaz yakalı tarihin suratında
esmer avuçlar kanar dua durağında
teskin bulur analar bir sela sesinde bir ezan duasında
kıvrılır uzanırım kanlı bağrında oğul bekleyen bir ananın
sarılır durulurum gölgesinde keramet kokulu bir babanın
kalbi kanayan erler görünür sonra
gözü avuçlarında yaşı avurtlarında
ve sonra analar koca bir meydanı sırtlayan analar
babalar ki en çok bir evlada kanarlar
esmer bir kandan bir tarih avlarlar
mirası muhabbeti terekesi cesareti
şu şahitlere bakın ki tanıklık vakti
son nefesleri koca bir ümmeti titretti
