Bu da Acı Bu da Halep Ama Bu Kez Çesiz
TEMMUZ Sayı: 6 - Ocak 2017

halepte hafızamızı vuruyorlar abi

fotoğraflar kanıyor gözümün içinde

gözlüksüzüm ben böyle acizim abi

halep bu direngen bilirim lakin

ölen benim ölen benliğim benim abi

reelpolitik nutuklardan taşan bir himaye

hayasız parmak uçlarında ıslanan bu gece

imzalı paçavralar tutuşturuyor bak hele

şehrin tepesinde mahalle göbeğinde tarih içinde

ateş yakıcı ateş yıkıcı ateş vahşi ama

halep bu halil olmayı da bilir abi bilir de

tükenen benim tükenen insanlığım benim abi

halepte arka sokakta cami önünde

bir öfke bileyicisi var beyamca

onca zamandır öfke biler durur

ama hırs ama hınç habire kudurur

bir insanlık ölüyor bu kesin

bir ümmet diriliyor bu belki

dünya bildim ki şerrefsizin teki

üçü beşi bahsi değil bu bilirim topunun yekünü

kemik kemik çıkıyorlar inlerinden conu rusu farsı

bir ömer kiniyle bir hattap nefretiyle bir ümmet hıncıyla

kin bu kustukları kalleş kursaklarından

beybabaları bilir de tutar kemik ucunda

kuyruk acılarını gıdıklar durur ihanet yuvalarında

kendini kusuyor gibi zehrinden yorgun düşmüş bir akrep

kendini doğurur gibi kabuk değiştiriyor haşarat

halep oradaysa ki sanki bir şey

o halde arşın hangi heybede

ökçeli yahut ökçesiz ama bu derdin en sert dilimi

halep evet evet bu kez çesiz

kahpe kirli bir hüküm ve gerekçesiz

şamın noktalarını söküyorlar

bak hele gecenin zifir daldasında

bir sam sinin sinesinde zehirli bir hançerdir

üç nokta bir göz üc damla reçetesiz baba

arşınını arıyoruz biz bulacağız ama

siz salebe buyrun en iyisi niye ki bu halep çesiz

güz de bir eldir gizli güzel kim bilir şimdi ne güzeldir

haz ana dökülür güz ele gaz ele bir şehir bir gazele

ama sen sadece bu değilsin amerika

sen en aslında en osun osun işte

İsmail Söylemez Arşivi