Dillerinde Katlin Kanlı İzleriyle Kekeleyen Kelime Cellatları
TEMMUZ Sayı: 3 - Ekim 2016

dil katlinden tutuklanmış o kelime celladının

kekeme kelepçelere anlattığı bir rivayettir bu

dil zinciri kırılmıştı heceler sapır sapır dökülmüştü

son dil tamircisi gölgesine çekilmişti emeklilik hayalinin

temmuzdu ve sıcak terliydi direniş tüm sözlüklerde

kaşıntı kabilinden bir şeydi bütün dürtüler kirli örüntülerde

inanıyorduk o halde üstündük bütün püsküllü cümlelerde

ve üzüntüler gevşiyordu keder yeise bulanıp yok oluyordu

bir ayet süzülüyordu yorgun hafızalardan argın bayırlardan

anahtar sesine dönüşüyordu gözlerde apaçık bir fetih müjdesi

ve bir şiir dökülüyordu şerefelerden meydanların gel sesiyle

peygamber geleneği bir çağrıydı bu bilal’in tarihe hediyesi

anneler ürkek acılarıyla kanlı kederleriyle babaların gölgesinde

ve çocuklar umutlarına sarılmış pamuktan iplerin nefesinde

kadınlar kadınlar kıyamların göbeğinde gecelerin en incesinde

ve erkekler tespit tutanaklarına inat varoluş temrinlerinde

kapkara kıvılcımlar anlatırdı bize bu şarkının sonsuzluğunu

koşar adım şarkısına dönüyordu bütün evler ve sokaklar

biliyorduk yenilmez isek karanlığına o gecenin sapasağlam

paketlenmiş bizi beklerdi umut sokağında apaydınlık sabahlar

ve biliyorduk çünkü titriyorduk iliklerimizden adeta sökülüyorduk

susmuyordu çağrılar çağıldaya çağıldaya susturuyordu çağı

gece terkedip giderken sokağı kışlanın kapısında gördük o hain celladı

rütuşlu bir kep gölgesine sığınmış kapkaranlık iki korku çukuruyla

kuşatma kurulmuş saflar gerilmişti kıpkırmızıydı akan o gencecik kan

ikinciydi belki de orduydu bilemedik biz o hain kim vurduyu

hudutlarını yırtmış bir general gölgesi görüldü birden bir korku havuzunda

çalkalandı durdu diller kızgın demirden kelimeler kazanında

bir yemin düştü bir anne dilinden memleketimin tam da bu yakasında

bu geceyi bir ninni eyleyeceğim körpe zihinlere süs diye ekleyeceğim

bey babası gelende şenlikler göğerende gökler de ağarsın diye

ve sen güzelliği sıcacık ekmek gibi dilimleyebilir misin anne

sahur sofrasına bir imsak seherinde çıkıp ersem kapına

bak ki anne düşünce uykunun bedenine

batıp duran sivri uçlu bir iğnedir bu gürültülü gecelerde

gökyüzü lacivert gerdanlık inciler parıldar böğründe

kayanlar kaçanlardır bilinir bu lakin

kiremit sesine mağlup mahir kıptiler kadar

ay çıksa da çıkmasa da yetimdir kaderine kurşun sıkanlar

kelimeler de tuzlanmalıdır kokmasın için

sonra bir kıpti çığlığı kopar sabah ezanı susunca

kalınca bir örtü çekilip alınır gibidir şehrin üstünden

kuş sesleri yeniden kurgulanıyor seher ninnileri

ve susar gecenin geveze çocukları cırcır böcekleri

işbu terane tevil götürmez kabildendi şarkısız dillerde

İsmail Söylemez Arşivi
3 Sayı: 3 - Ekim 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler