ayaklanmış gece geliyor üstüme
uzanıyorum boşta sallanıyor bir kol
sığınmalıyım mor yıldızın gölgesine
çilingire emanet kilitler topluyorum sokaklardan
sokakta kelime cesetleri
belediye gassalını arıyorum
harflerini söktüm arkaik lehçelerden
toplayarak en mahrem yerinden
kelime bu bak ki bir kemirgene emanet
aman tanrım bu ne nezaket
aç cümleler dolanıp dursun tepemde
kelimem kurusun harf koklatırsam
ihtiyar gassalı bekliyorum
kabirlerinde şaha kalkmış harfler biliyorum
kekre kelimelerden sıçramış lahitlere
ve lahitler ki çürümüş kelime cesetlerine gölgelik
paramparça kelimeler çürümüş cesetleri
ağzından çatlamış tam ortasındaki harfi
cerrahın elinde titreyip duruyor mahçup çatlağıyla
çekip almalıyım şu üç harfi çürüklerin içinden
dün için gün için yarın için üç harf fidesi
vasiyet tadında bir miras bu kıyamet eşiğinde
tek gün tek harf tek fide dost elinde
bir ölünün harflerini taşıyorum üstümde
o yaşlı kelimenin cesedinden söküp aldığım
bir ölünün nüfus cüzdanıma işlenmiş harfleri
adım süzülmüş hatırasından ilkin
ah demleri mahalle bekçileri Allah’ın ademleri
kolkola ikiz mevsimleri mühürlü harfler silsilesi
eceline susamış vakitlere erdik
bir harf kaç kelimeye emanet edilebilir ki
selam elçisinin şehre serptiği harfler de değil ki

