Keskin Bir Haber Gibi Bitiyor Hayat
TEMMUZ Sayı: 34 - Ağustos 2019

Keskin bir bıçak gibi ikiye bölünüyor gece.
Yıldızlar yok. Bulutların arkasına gizlenmiş her yıldız yüzünün aydınlanacağı vakti bekliyor.
Vakti bekleyerek geçiyor ömür.
Erken vakitler, geç vakitler, unutulmuş, hatırlanmayan, unutulmak istenen vakitler.
Yüzümün gerisinde yaşanan tüm ıstırapları ben yaşadım sayarak geçersem yollardan,
biraz daha doğrulursam güneş üstüme doğmadan,
keskinleşmiş yüzümün acısını herkese gösterebilirim.
Bu; eğrilmiş bir dalın doğrulmasına eş bir eylem, yoldan kaldırılan taşın açtığı yolun ferahlığı,
Perdenin arkasından lime lime olmuş bir hayatı izlemek gibi bir şey.

Keskin bir siren sesi ikiye bölüyor caddeyi.
Yol veren herkesin içinde büyüyüp duran bir endişe ve içleri kaplayan bir soru işareti.
Kalabalık dağılıyor, kendi haline bırakıyorlar caddeyi.
Herkes kendi telaşının ardına düşmüş, nefes nefese bir korkuyu büyütüyor.
Ne çok korkumuz var içimizde büyüyüp duran.
Kırılmış direncimizi ayakta tutacak bir ağaç,
tam düşecekken omzumuzu dayayacağımız bir çınar.
Şehrin ikiye bölünen caddesinin tam ortasında, şehri ikiye bölen, umudu yeşerten;
betona, ayrılıklara, unutmalara direnen bir çınar ağacı.

Keskin bir söz ikiye bölüyor insanı. Bir sözle ayağa kalkan insan,
bir sözle dağılıyor, toparlanamıyor.
Sözün ağırlığı bir taş gibi yığılıp kalıyor üstüme.

Keskin bir çizgiyle ayrılıyor insanlar birbirinden.
Renginden, duruşundan, bakışından, sevdasından, unutulduğu yerden, ayrılıyor insanlar.
Bir rehabilitasyon merkezinin kalın duvarları insanları birbirinden ayırıyor.
Kim iyi, kim hasta anlamak mümkün değil.
Arada kalın bir duvar.
Hayat ile kuşku arasında, gitmek ile kalmak arasında.
Arada kalın bir duvar. Sevmek ile unutmak arasında.
“Aklımı başımdan alıyor dünya.” dedikleri bir dünyanın kapısı.
“Aklıma mukayyet olamıyorum.” dedikleri bir dünyanın arka kapısı.
Cinnet duvarlarını aşmanın çıldırtan hesapları.
Bir cinnetin tam ortasında; elinde kitaplarla, aklında uçuşan cümlelerle dolaşan, yüzünü acılara ortak eden, yazmak denen şifaya sarılmış bir nur, Öznur.
Korkuyu Beklerken tutulan çetelenin hesabını hastaların arasında tamamlayan bir şifacı.
Ruhunu kitaplarla besleyerek içinin sesini, rengini paylaşan bir iyi hâl habercisi.
İyi olacak hastanın yolunda duran içli bir tebessüm.


Keskin bir haber gibi bitiyor hayat.

Mustafa Uçurum Arşivi