O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir
Bilmezdin kızarırken narçiçeği baharlar
Seher ki gözleri çizik çiziktir evvelden beri
İnceden ufukta geçilmez kuşağı göğün
Bir büyük tahayyül
Göğsünde bir düğün gümbürtüsüdür bu
Ne telaş ki sorma!
Alış yokluğuna kovuğundan oyulmuş gövden kabul de!
Kavgasız oylum oylum unutulan aş
Değil aşk, savaş değil,
Boynunda yükselen bu baş değil senin
Üşüdün!
Yavaşla…
Şehir durulmakta son durak bu
Solmuş karanfil çalısından bozma süpürge
Kentin eteklerine çalıyor çingene bir elinde
Mızıkalar, melodikalar kulak kulak
O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir
Bilmezdin boşanırken turnalar göğe
Sefer ki ayrılıklar ve kavuşmalardan süregelen
Irgalanmasın kertilmiş beşikleriniz
Rahatsız ettik bağışlayın efendimiz
Geceyi yırtan kepenkler tramvay
Topuk sesleriniz, kerpetensiz diş çekilir,
Acısız delinir kulaklarınız bayım!
Yavaşla biraz,
Usul usul bana mavi-beyaz on ikinci bayramlık elbisemi ver
Sağımda annem, solumda babam
Muhabbetlerinde kaybolayım kaldırımsız yokuşlarında
Mahmutpaşa’nın Mısır Çarşısı’nda
Yumulan bir göz olayım geceye fısılda
O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir bilmezdin
Kızarırken narçiçeği baharlar
Kış nedir, yokuş nedir, yavaş ne
Kader ki saçları belik beliktir evvelden
Yavaşla gün ışıdı üstümüze
Ya da bekle beni
Sana bakayım.
