Günebakan
TEMMUZ Sayı: 34 - Ağustos 2019

O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir

Bilmezdin kızarırken narçiçeği baharlar

Seher ki gözleri çizik çiziktir evvelden beri

İnceden ufukta geçilmez kuşağı göğün

Bir büyük tahayyül

Göğsünde bir düğün gümbürtüsüdür bu

Ne telaş ki sorma!

Alış yokluğuna kovuğundan oyulmuş gövden kabul de!

Kavgasız oylum oylum unutulan aş

Değil aşk, savaş değil,

Boynunda yükselen bu baş değil senin

Üşüdün!

Yavaşla…

Şehir durulmakta son durak bu

Solmuş karanfil çalısından bozma süpürge

Kentin eteklerine çalıyor çingene bir elinde

Mızıkalar, melodikalar kulak kulak

O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir

Bilmezdin boşanırken turnalar göğe

Sefer ki ayrılıklar ve kavuşmalardan süregelen

Irgalanmasın kertilmiş beşikleriniz

Rahatsız ettik bağışlayın efendimiz

Geceyi yırtan kepenkler tramvay

Topuk sesleriniz, kerpetensiz diş çekilir,

Acısız delinir kulaklarınız bayım!

Yavaşla biraz,

Usul usul bana mavi-beyaz on ikinci bayramlık elbisemi ver

Sağımda annem, solumda babam

Muhabbetlerinde kaybolayım kaldırımsız yokuşlarında
Mahmutpaşa’nın Mısır Çarşısı’nda

Yumulan bir göz olayım geceye fısılda

O dal kırıldığında sen bir eğilmek nedir bilmezdin

Kızarırken narçiçeği baharlar

Kış nedir, yokuş nedir, yavaş ne

Kader ki saçları belik beliktir evvelden

Yavaşla gün ışıdı üstümüze

Ya da bekle beni

Sana bakayım.

Sıddıka Zeynep Bozkuş Arşivi