I.
Ölmeden önce
Ömrümde bir kere ata binmek isterdim
Seninle
Sonra bir bağ evinin penceresinden
Bir düşün ardınca kanatlanıp uçmak isterdim
Yasak bir bir türküyü ihlal eder gibi
Gavur bir kenti işgal eder gibi
Bir şehrin kalbine girer gibi
Gözlerine bakıp kalbine
Dokunmak isterdim
Sonra
Bir İhlas
Bir Fatiha
Lâ ilahe illallah!
Böyle
Ölmek isterdim
Kalbimin yansımalarına şahit dört mümin
Tabutumu taşısın
Ve âmîn...
Sonra bindiğimiz atla beraber mezarıma gelesin
Yelesini okşarken atın
Gözlerine bakıp kocaman
Bu adam diyesin
Kalbi senin gözlerin kadar ey at
İri ve berrak
Gözlerinin akı kadar
Gökyüzünün mavisi ve kocaman
Rahmanın ayetlerine bakıyordu
Ihtimâl ki uçan her kuş sürüsü
Şakıyan her saka bülbül sümbül
Çağıldayan dere ırmak
Filizlenen tohum
Ekilen toprak
Esen rüzgâr
Nerede bir yağmur damlası
Yaprağa çarpar toprağa düşüyorsa
Bu adam
Coşkusundan ağlıyordu
Minik bir meltem esintisi
Küçük bir tay
Çağıldayan şelale
İçilen o demli çay
Nasıl coşkuyla hayata tanıklık ediyorsa
Bu adam öyle yaşıyordu
Atin gözlerinden mezarıma akacak olan
Benim duamdır
Bilesin
II.
Çünkü
Ömrüm boyunca
Göğe yükselen bir ışık sütunu gibi
Adını
Dua kaynayan kalbimden
Terleyen avuçlarımdan
Rahman'a uzattım
Çünkü adın Nur Suresinin kandiliyle yıkanmış
Mezarımın yanıbaşında
Yakaran avuçlarda
Rahman'a yükselen dua olsun istedim
Ve bilesin sevdiğim
İnsanla kaim olan
Kimsesiz
Rahman'la kaim olan
Bir filiz
Dünyadayken c/ânını c/âna katan
Serfirâz ve kedersiz
Dirilir...
Hesap günü
Göz göze gelirsek eğer
Atın gözyaşlarını hatırla
Ve seni içimdeki bahçede
Duayla büyüttüğümü
Gün için umut olsun
Ikimize...
Âmîn...
