Sesler çoğalıyor beynimde. Ağır ağır geliyor, her yerden geliyor, birden bire geliyor sesler. Önce tarifsiz bir zonklama, sonra iç gıcıklayan bir gıcırtı, içimi çizen bir cam kırılması. Sevdiğim, seveceğim, sevmeyi düşündüm her şey canlanıp üzerime hücum etse de bir ses gelecek ve dağıtacak bütün kalabalığı, bunu biliyorum. Bu yüzden her sese tahammülüm var.
Şehrin sesi çok yüksek, dağlar sessizliğin içli şarkısını söylüyor. Kalabalıklar çok gürültülü, insanı bir çığlık girdabına sürüklüyor. Tabiatın kendi sesine sığınmak gerek. İç huzuru, gönül sazendesi, insanı onaran notalar.
Sesler dinmek bilmiyor. Kulaklar kapanıyor, gözler kapanıyor, kalpler kapanıyor, sesler bitmiyor. Dünyanın her köşesinden bir ses haykırıyor insanlığın yüzüne. Mazlumların sesi, yalnızların sesi, kıyıya vuranların sesi, kürsüden dünyaya bakanların sesi.
Bir teselli sesini arıyor insanlık. Bir yudum su, bir küçük huzme, bir gedik, bir tutam can. Feryadımızı bastırsa da zalimin yıkıcı sesi, bir ses gelir ve dünyaya hükümran olur. Bunun için bir dua, bir esenlik, bir eski zaman marşı.
Haritalar çokça değişken, denizler hiç olmadığı kadar yüksek, kader olması gerektiği gibi işliyor.
Ümmiyiz aslında hepimiz. Kâinat kurulu bir düzenle işlerken bir bakmışız karışmış bütün geçici işler. Kâinat tutturduğu düzenle işletirken saatini biz her gün biraz daha ümmiyiz. Kelimelerimiz yok, cümlelerimiz kırık dökük, seslere kapanmış kalbimiz ve kulaklarımız.
Köşe başlarından sesler, köşe başlarından gölgeler topluyorum. Ayağım takılsa, bütün taşları yol kıyılarına diziyorum. Bir harp bu, tarifi olmayan bir cenk meydanı. Ceplerimde güzden kalma yapraklar, içimde epik şiirler, başımda her zamanki telaş. Ümmiyiz ya; oku bana ey kâinat. Oku ve yeşersin dal uçlarındaki bütün yapraklar.
Kaldığı yerden başlamıyor hiçbir hayat. Yeni baştan başlıyor adını bildiğimiz her şey. Başa sarıyor tüm hayatlar, baştan alıyor sözü derviş. Ayaklarını kumlara sürükleyerek geliyor ve yeni baştan söylüyor sözü; “Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar.”
Bir gidiş başlamaya görsün; yollar gider, yıllar gider, bir zikri terennüm eder dudaklar. Hükmü kalmaz boşluğa savrulmuş sözlerin. Lisanı tükenir tüm harflerin. Haykırmak ister tüm insanlık, bir harf bile düşmez dünyanın kıyısına.
Ses kesilir, söz biter, anneler çocuklarını tanımaz. Her ağaç bir mazlumu sarar bağrına. Kurulan düşler biter, bir geminin rotası bulur kendini.
İyi sesler gelsin artık kulağımıza. Çocuklar gülsün, güneş açılsın, duaya kalksın eller. Yüzümüz aydın olsun, dünyanın yüzü gülsün. Mazlumun yüzü ağarsın, iyiye doğrulsun başlar. Bir harita konunca önümüze her yere gitmek için derin nefesler alalım. Müjdeler gelsin sonsuz bir sesten; “Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”


