Rahvan Kelimelerin Kervanı
TEMMUZ Sayı: 2 - Eylül 2016

Ürperen bir yerdeyim berfo

Say ki yayık başı türkülerin dizildiği koçer mahalledeyim.

Say ki kül çehreli rençberlere alışkın boz öküzlerin

Gün ağarandan gün batımına

Harman dövüp gem sürdüğü

Beritan yaylalarındayım.

Kınalı saçların örük örük kirmen eğirdiği

Ve kara bileyi taşına hasret kör tırpanın

Hafif kenevir kokusundan delirdiği,

Kıl çadırın gölgesindeyim say.

Bak! Demlenmiş çayının buharında şiir yazan bir şair,

Dizi dizi harf kervanıyla yolculuyor mısralarını.

Say ki bir lagar katır sırtında bu kervanla uğurlanmışım

Geride bir gümüş tas ve dökülen berrak su ile ıslanmışım.

Berfo, damlaların fevc fevc deldiği bu topraklara

Yağmur, on ayda bir yağarmış

Erguvan dallarının sarıp sarmaladığı minarelere çıkmışım

Önümde kızıl toprak,

Ve baş gösteren kenger sarısı

Elimde, güneş parçası tütünümü yakmışım.

Namus bekçisi koymuş adımı

Bu kuru mahkemelerin baş yargıcı

Ve ben berfo, sırtıma münevver aşiretlerin kuduruk tüfeğini

İstemesem de öyle zoraki takmışım.

Bilmezler

Silahım bir tek şiirlerime tutukluk yapmaz

Bir tek dizelerime işler bu namus davası bilmezler.

Bedenim kamçılara bir isyan hükmündedir

Çarmıhı yerinden sökecek bir gücüm kaldıysa eğer

Titrek ellerimi kaldırır da bunu bilmezler.

Ve avucuma dağlanmış bir çoban bıçağı

Ceylan boynuzundan yuvası ve keskindir bayağı.

Vurmuşum töre aşkıyla boy gösteren sayfalara

Üzüm şarabıyla yıkanan ağalara vurmuşum

Göğsüme nişanlı üç kurşuna da bakıp

Müebbet mahpusluk seherleri saran uçkunlara

Bir savrumluk takat ile vurmuşum..

Bu mezarlık berfo,

Sıra sıra dizilmiş harflerle doludur

De ki, insanlar artık insanca sevsinler

Bana gelince, başkaldırmış bir maraba desinler

Bitlenmiş saçlarına dağ gibi çöken direngen ruhunu da alıp

Elinde bir okkalık kalem ile

Alnı alaçakır bir at üstünde

Öyle rahvan kelimelerle

Yakılmaktan usanmayan bir türkü gibi gitti desinler.

Ahmet Laçin Arşivi
2 Sayı: 2 - Eylül 2016 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler