Bir hücreden açıldı güneşinin sürgüsü
Eylüldü..
İsli ışığını gömleğinin cebine koydu
Gökyüzü kadar mavi giymişti,
Bir insan gideceği yeri bu kadar belli eder miydi?
O etti.
Dışarıdan bakanlara
Dünyasının içine kısılmış bir mahkûm gibi bakardı.
Elleri bağlıydı fakat
Deli dalgalar kadar hür; durgun sular kadar vakurdu.
Mavinin mahkemesine geldi
Bir eylül vakti idi
Güneş, gömleğinden başlamıştı batmaya
Mavi ızgaralı otobüsten indi
Sesleri damaklarında patlayan mübaşirlerin yanından
Aynı vakar ile içeri girdi.
Kurulan mahkemenin
Vurulan tokmağın
Alınan kararın cümlesine bakarak
"Sizin zulümleriniz karşısında af dilemeyeceğim" dedi.
Ve dilemedi..
Bir insan öyle cesurca arkadaşlarının yanına gider miydi?
O gitti..
Dışarıda susanlara
Dünyasının sessizliğinde boğulmuş bir çığlık gibi bakardı
Elleri bağlıydı fakat
Deli dalgalar kadar hür; durgun sular kadar vakurdu.
Eylül idi..
Gökyüzü, yüreği kadar maviydi
Yüreği, gökyüzü kadar Mir'di.


