Kardeşim Musul'a Hüseynik'ten Telgrafımdır
TEMMUZ Sayı: 4 - Kasım 2016

Kara haber tez ulaşır Hüseynik'in yamacına

Kale başından, uçurum kenarından süzülür anılarımız.

Harput'un bacasından tüten, al yanaklı dilberin sesidir.

Çığ gibi düşer de ne evimiz kalır ne barkımız

Kargıların izine işlenmiş kara yazgıdan başka

Musul'a haber salmaz fiyakalı telgrafçımız..

Kara haber tez ulaşır Hüseynik'in yamacına

Birazdan başlar zaman durmaya alfabenin ötesinde

Birazdan kelimeler düğümlenir karanlığa

Bilmediğimiz bir dile gömülmeye alışmış bedenimiz.

Birazdan bilmediği bir toprak daha serper alfabesine

Durun..

Durun elleşmeyin sakın a dostlar

Bir Latin lehçesinin feryadı sarsın bedenlerimizi

Acılarımızı anlamayanlar daha iyi duyar belki.

Kara haber tez ulaşır Hüseynik'in yamacına

Telgrafın tellerine kuşlar değil;

Musullu Ahmet'in feryadı konar.

Geçen zamana sorun onu,

Kale duvarına ve kehribar tesbihine

Al yanaklı dilbere sorun, Ati hanıma ve Lütfü'ye.

Bir kurtuluşa verdiği koluna

Ve gardaşına sorun onu.

Musul'dan duyulan hasretin diliyle anlatsın size

Anlatsın baharı, yazı, kışı ve patikaları

Ve darlanmış mevzilerin irin kokan kurşunlarını

Anlatsın da bir tel uzaklığı yapışsın hikâyeye

Bir kol ağrısı ve bir kara yazgı

Musul'dan Hüseynik'i anlatan bir efsunkâr türkü dolsun cebinize

Avucunuzdan kayan dostlar, bu türkünün meşalesidir

Kurtuluş savaşından bu yanı 2000'leri de yakar elbet

Bu gönül değil, para değil, kardeş meselesidir

Bir günün sonunda güneş bize de bakar elbet..

Kara haber tez ulaşır Hüseynik'in yamacına,

Kara haber Ahmet'in sesiyle:

"Hüseynik'ten çıktım şeher yoluna

Can ağrısı tesir etti koluma

Yaradanım merhamet et kuluna

Yazık oldu yazık şu genç ömrüme

Bilmem şu feleğin bana cevri ne?"

Ahmet Laçin Arşivi