şimdi bir tacı alıp bir kraldan
alkışlarla ya da vahlarla
taksam kırkımdan sonra yasıma
ey musa’nın Rabbi acı bana
vaktin firavunu etme bilgeliğimi.
gençliğimin diyeti değil asılı kalan alnımdaki
oysa ümmiyim ben, kalbini editleyemem
göğümde bir adın bağışlanmazlığı yapışık
uzanırsa kuyudan Yusuf affedilir yüzüm
sesimi yıkadığım denizler soğutmadı hakkımı
bu benim olmayan hayali, kurup koyan başucuma
gelsin de gölgemin üstüne düşürsün yüzünü.
oysa anlatamıyorum kimseye
askeri pantolon giymek yeterli değil cesur olmaya
kaçırarak yaramı yarimden
kamuya açıyorum hakkımı, geceye yürüyerek
ah Rabbim! cesaret haklının üstünde nasıl da deli…
şimdi gösterimden kaldırılmış yırtık bir afişsin duvarda
geçirip dünyanın ciğerine tırnaklarını sor
“ey delilik! sen ne vakit çıktın koynumdan”
adını toprağına yazdıramazken.
bilmiyorsun hiç etkili değil oysa
eksik planda siyaha düşmek..


