iki kaşımın arasındaki bu sökük
varlığımın dikiş tutmamış teyeli.
rahattan bozma lüks bir takıntı bendeki
asansör boşluğundan ittiğim bu güvenmek,
çocukluğumdan aşırıp
akşam eve gelmeyen babaların gölgesine boyadığım.
zor rüyaların gamzesi avutulamaz bilesin
hayatı ölmekle gelin güveyi edemezsin
gülmeyi unutmuş bir annenin gözlerinden
kör olmuş huzuru çekip çıkarmakla…
komşu bir kederin sevincini ödünç isteyemezsin
yüzü gözü kırışmış bir hayali buruşturup atmak kolay.
çikolatayı yeni tanımış çocuk telaşı bendeki
gülmelerim hep avuç içlerinde bayram şekeri
büyük kocaman teyzelerin kemirip semirdiği.
her çocuk hep aynı birikemez
ne bir bisikletin pedalında
ne de bir topun patlağında,
bazı anılar, anları inkâr eder.
ve bazı oyunlar tek kullanımlıktır
büyü ve unut.
oysa harita hep olduğu yere ait…


