21. ekim. 2016. VAN GÖLÜ KIYISINDA / Ülkenin haritasına baktığımızda bir ucunda görürüz Van’ı. Van Gölü’ne gidip kıyılarında gezinerek, suya ellerimizi değdirip, yıkadık, suyla buluşarak başladık güne. Hava soğuk fakat gölün suyu o kadar soğuk değil. Ellerimizi, yüzümüzü yıkıyoruz suyla. Göl suyunun sağlık sorunları olan pek çok kişiye şifa dağıttığı söyleniyor. Vücudun herhangi bir yerinde görünen yaraların bu su sayesinde kısa sürede iyileştiği, uzaklardan gelenlerin tedavi maksadıyla yanlarında bu sudan götürdükleri de aktarılıyor. Sol elimde meydana gelen çatlaklara iyi gelebileceği düşüncesi ile ellerimi bol su il yıkadım, ayrılırken de yanımıza küçük bir su şişesi ile gölün suyundan alıp tedavi sürecini devam ettirmek istedim. Gerçekte elimin üzerindeki çatlakların kısa sürede iyileştiğine şahitlik ettiğimi söylemeliyim... Aslında burada bir kez daha tanık olduğumuz gerçek şu ki; su, şifadır… Evet evet su; şifadır…
Erciş’in tarihi çok eskilere dayanıyor. Van Gölü kıyısında bugüne kadar tarihe tanıklık etmiş pek çok şehir kurulmuş. Bugünkü Erciş’in kurulu olduğu alan lav kraterlerinin oluşturduğu sert bir alan. Çok eskiden dağlarda lavlar oluşmuş ve Erciş’in bulunduğu alanlar tamamen dağdan püsküren lavlarla kaplanmış. Göl kıyısında yürüdüğünüzde sahil boyunca dağın tepesinden akan ateş parçalarının soğuması ile birlikte simsiyah sertleşmiş kayalara dönüştüğünü, sahilde kum yerine bu kayalardan parçalanmış halde taşlar olduğunu görüyorsunuz...
22.ekim.2016.gece. İYİLİK ATÖLYESİ / Cihat ve Ayşe Albayrak çiftini tanıdığımda Erciş’te ‘Hayal Bilgisi’ dergisini çıkaran iki edebiyat sevdalısı genç olarak yer almışlardı zihnimde. Ülkenin bir ucunda bir ilçede çıkıyor da olsa, bir edebiyat dergisinin yayınlanmasının önemine inandığım için sürekli takip etmeye çalıştım dergiyi. Düzenli olarak yayınını sürdürmeye çalışırken 6 yıl önce depremle birlikte yayımına 6 ay kadar ara vermek durumunda kalıyor, sonra toparlanıp, yeniden yayınlanmaya başlıyor ve halen yayımını sürdürüyor. Hayal Bilgisi sadece edebi ürünlere yer veren bir dergi değildir. Sadece Erciş’te, Van’da yaşayan şair ve yazarların ürünlerinin yayınlandığı bir dergi de değildir. Hayalleri olan, düşleri olan, güzel insanların dergisidir. Hayalleri olan fakat bu hayallerini gerçekleştiremeyen çocukları bulup, onların düşlerini gerçekleştiren, o çocukları hayalleri ile buluşturan ‘İyilik Hareketi’nin dergisidir. Çocuklara nasıl faydalı olabiliriz diye çabalayan, iyilikleri iyiler ve çocuklarla buluşturmak ideali ile oluşturulmuş ‘İyilik Çetesi’nin yayın organıdır. Hayal Bilgisi her hafta cumartesi günleri edebiyat sevdalılarının bir araya gelip çalıştıkları, çeşitli konularda söyleşilerin yapıldığı küçücük ama çok güzel bir mekanda hazırlanıyor..’İyilik Atölyesi’ adı verilen mekanda doğuyor her sayısı derginin.İyilik Hareketi’nin, İyilik Çetesinin projelerinin hayata geçirildiği, Hayal Bilgisi Dergisinin çatıldığı yer burası..
‘İyilik Atölyesi’ yazan kapıyı açıp içeriye girdiğimizde sizi, bu duygularla yoğunlaşmış bir ortam karşılıyor. Odanın dört bir yanı yapılan etkinliklere ait argümanlarla bezenmiş. Bir duvara kütüphane yerleşmiş, kapının tam karşısında masa ve sandalyeler gelen konuklar için hazırlanmış. Küçük ama çok sıcak bir ortam ısıtıyor içinizi girer girmez. Ayşe atölyenin mutfağında hazırladığı çayları konuklara ikram ederken sohbet de koyulaşıyor. Erciş’te, Van’da yaşayan ama bu atölyenin müdavimi olan güzel insanların çalışmalarını dinliyoruz kendilerinden. Zerdali dergisini çıkaran arkadaşlar da buradalar. Gündüz okul programından sonra Van’a dönmek üzere 3 kez vedalaştığımız halde gidemediler.. ’İyilik Atölyesi’ne yaptığımız ziyaret sırasında da bizimle birlikte olmayı tercih ettiler. Gece geç vakitte Van’a dönme imkânı olmadığı için Erciş’te kaldılar. Tek amacı vardı Van’a gidişi ertelemenin: Bizimle birlikte biraz daha kalabilmek.. Seviyorum bu genç arkadaşları..Onların alınlarında parlayan güneşi seviyorum. Tarlada çalışırken nasır tutan ellerini ve ellerinde sıkı sıkı kavradıkları kalemi seviyorum. Nasırlı ellerde büyüyen dergilerini seviyorum. O kalemlerin yazdığı şiiri, öyküyü, yazıyı seviyorum.
23.ekim 2016.ERCİŞ / Bugün önemli bir tarih Erciş için. Burada yaşanan büyük depremin ardından 6 yıl geçmiş. Büyük yıkım olmuş. Şehir merkezi tamamen ortadan kalkmış. Bir tatil günü öğlen saatlerinde şehrin can alıcı merkezi sayılabilecek bir yerde 600 kadar vatandaşımızı kaybediyoruz. 6 yıl önce meydana gelen bu büyük depremin acısını hala hissediyor yöre halkı. Her gün yeniden yaşıyor depremi. Hatıraları silip atamıyorlar isteseler de. Deprem umutları da büyük ölçüde sarsıntıya uğratmış Erciş’te. Gittikçe gelişen, büyüme modunda olan ekonomik hayat depremle birlikte birden duruyor, bir süre sonra yaralar hızla sarılmaya çalışılıyor fakat depremin etkileri hala yaşıyor merkezde. Canlı olarak yaşıyor Erciş halkının üzerinde..Dün Sezai Karakoç Ortaokulu’nda düzenlenen etkinlikte Ercişli araştırmacı yazar Selahattin Kaçar’ın depremle ilgili yazdığı şiiri okurken dinleyenlerin nasıl duygulandığını gördük. Hemen ardından İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Şimşek’in yaptığı konuşma da oldukça anlamlıydı. Depremin üzerimizdeki etkisinden kurtulmak için çok çaba göstermemiz gerektiğini söyleyen Şimşek, özetle şunları ifade etti: ‘’Depremle birlikte içine düştüğümüz durumdan kurtulmak için, yaşadığımız durgunluğu atmalıyız artık. Yeniden toparlanıp yeni bir hamle ile hayata daha sıkı sarılmalıyız. İnanıyorum ki her şey çok daha iyi olacak. Erciş artık kendini yeniden yapılandırma hareketini tamamlamalı ve hayatımızı yeniden canlandırmalıyız..’’
Depremin izleri hala yaşıyor merkezde dedik. Evet gerçekte şehir merkezinde gezerken görüyorsunuz deprem kalıntılarını. Çarşının ortasındaki ana yol üzerindeki dükkanların hepsi yıkılan binaların yerine konan prefabrik dükkanlar..Depremin sıcaklığını her an hissettiren prefabrik yapılar.. Devlet depremden hemen sonra toplu konutlar yaparak sanki yeni bir Erciş inşa etmiş burada. Yıkılan ya da hasar gören evlerle ilgili sorun neredeyse tamamen hallolmuş ancak şehir merkezindeki yıkıntılar hala duruyor ve burası ile ilgili çalışmalar çok yavaş seyrediyormuş. Kentsel dönüşüm çalışmaları henüz neticelenmediği için yeniden imar konusunda bir şey yapılamıyor ancak yılbaşında buradaki dükkânların tamamen yıkılarak yeniden inşa edileceği yeni bir projenin hayata geçirilmesi bekleniyor.
Erciş halkı diri. Depremin oluşturduğu psikolojik izleri silerek umutları yeşertmeye, hayata daha canlı bakmaya alıştırmış kendini. Acılarla, kayıplarla yaşamaya da alışmışlar. Gelecek güzel günlere çevirmişler yönlerini. Bekliyorlar sabırla..
23.ekim.2016.ERCİŞ ÖĞRETMENEVİ / Yarın Van’da Müştehir Karakaya ile buluşacağız. Kendisi Van’da çalışıyor, orada ikamet ediyor. Müştehir Karakaya; şiiri sırtında taşıyan adam, şiirle yaşayan, şiirle gezen bir adam. Konuştuğunda şiir, yazdığında şiir teneffüs eden adam. Şiirle yan yana durduklarında güzel bir uyum sergileyen, güzel bir tablo ortaya koyan güzel insanlar vardır. Müştehir Karakaya da onlardan birisidir. Nurettin Durman gibi. Bembeyaz sakalları ile şiirimizin pamuk dedesi diye anılan sevgili Nurettin abimiz gibi. Nurettin abimiz nasıl şiirin gülen yüzü ise, Müştehir Karakaya da şiirin isyan eden sesi sanki. Okuyuşu ile de gönülleri mest eden bir özelliği var. İnsanın içini titreten, yerinde duramaz eden, gür sesi ile şiirimizin hüzünlü sesi. Asi sesi. Şiirin çığlığı sanki…

