Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam
Fay hattı
Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yapısında önemli değişimlerin yaşandığı şu günlerde, bu ihtiyacı doğuran problemlere dair şümullü bir muhasebe yapılması, yeniden yapılanmanın selameti bakımından zaruret arz ediyor.
Bunun için öncelikle siyasal ve toplumsal bunalımımızın kaynağında hangi çatışmanın yattığı sorusuna cevap vermemiz gerekiyor.
Bu soruya, siyasal konjonktüre göre kimi zaman etnik ve mezhebi ayrışmalarla kimi zaman seküler-muhafazakâr ayrımıyla kimi zaman da sınıfsal çatışmalarla cevap veriliyor.
Toplumsal gerilime ilişkin bu açıklamaların her birinin bir gerçekliği olduğunu kabul etmekle birlikte, uzun zamandır seküler-muhafazakâr ayrımının "kutuplaşma" bahislerinde öne çıktığı görülüyor.
Türkiye'nin ana fay hattını oluşturan bu gerilim, öteki problemlerin de tetiklenmesinde başrol oynuyor.
Bu gerilim Türkiye'nin jakoben modernleşme hikâyesinden bağımsız değil. O halde bu gerilimin toplumun organik yapısından kaynaklandığını düşünmek doğru olur mu?
Çatışmanın kendisi doğal yollardan mı ortaya çıktı, yoksa tarihsel süreçte siyasal müdahaleler sonucunda mı şekillendi?
Toplumsal dönüşüm kendi iç dinamikleriyle mi gerçekleşti, kapitalist düzen ve devlet erk tarafından mı dayatıldı?
Bu soruya verilecek cevap, bugün yaşadığımız çatışmanın kökenlerini anlamak bakımından belirleyicidir.
Türkiye'de modernleşmenin en önemli özelliklerinden biri, toplumsal dönüşümün uzun süre devlet merkezli gerçekleşmiş olmasıdır.
Osmanlı'nın son döneminde başlayan ve Cumhuriyet'le birlikte devletin resmi misyonu haline gelen toplumu dönüştürme idealinin merkezine "çağdaşlaşma" oturtuldu.
Sekülerleşme modern kapitalist dünya sistemince telkin edilerek ve yıllarca devlet eliyle tahkim edilerek toplumsallaştı.
İşte problemin kaynağında toplumun kültürel sürekliliği ile devletin toplumu dönüştürme iddiası arasındaki bu çatışma vardır.
Türkiye'de toplumsal bunalımın kaynağı kültüreldir.
Bu tezin karşısındaki en sert iddialardan biri, krizin sebebinin sınıfsal çatışma olduğu iddiasıdır.
Fakat acaba Türkiye'de sınıfsal çatışma kültürel çatışmadan ne kadar bağımsız?

