Diyorlar ki bir istila var her yanda
İstila deyince korkmuyorum hemen
Parmak uçlarımda paslanmaz boyalı
Yüksükler var zira
Ceplerimde kalbimden esen karayelin
Düşürdüğü kurumuş yapraklar
Karayel dedimse üşümek için değil
Üşenmem
Endazelerim dantelli vitrinleri
Gökte seyredecek ne kalmış…
ve kalabalığını seçerim dalların ağır durur
Hatırlatmaz bana tekfini
Ağır dedimse ezilmek değil kastım
Yürürüm
Ayaklarımda altından yapılmış ıstampa
Çıkmaz yok bu yolda karınca
Üstünden geçerim bir kere bile dalmam nehre
Islanmaz paçalarımdaki kelepçe
Dalmak dedimse uyumak değil niyetim
Sabahlarım
Hatta akşamlarım var benim
Boğaza nazır masaların üstünde
Kınını unutmuş kılıçlar kadar keskin sözlerle
Çiğ etlerden mumyalar yaparım
Keskin bakışlardır söylemek istediğim
Görürüm
Yırtıcı kuşlar bile değildir emsalim
Işıklı tabelalarım var
Yol gösterip beni aydınlık kılan
Güneşin tam battığı yerden aldığım.
