Gerçeğin Olağanüstü Hali “Masallar ve Masalın Biçimbilimi”
TEMMUZ Sayı: 35 - Eylül 2019

Her yeni kötülük, zarar ya da her yeni eksiklik yeni bir olaylar dizisine yol açar. Masallar eksikliklerin giderilmesi ve mutlulukların yollarını gösterir.

Bu yüzdendir ki masallarda her şey bir kötülükle başlar ve bir kişi ‘kahraman’ bu kötülüğü gidermekle görevlendirilir, kötülüğü giderme savaşında kahramanın başından birçok olay geçer, sınanır, yenilir, yaralanır, yardım edilir…

Ve sonunda görevini yerine getirince ödüllendirilir.

Masal mutlu bir sona ermiş olur.

Hayat devam eder masal yine aynı olağan temposuna, sıradan yaşantıya geri döner ancak artık masal olarak anlatılmaz, sadece yaşanır.

Masalın dünyasında neden güzel kız zalim cadının elinden yakışıklı ve güçlü prens tarafından her zaman kurtarılır, hiç merak ettiniz mi? Belki de basit bir cevap olarak “Masal zaten bu tabi ki öyle olacak!” der gibisiniz, sebebi de budur diyebilirsiniz. Şayet masalı bir hayalin ürünü olarak görüyorsanız evet dediğiniz doğru olacaktır. Kurallarını ve içeriğini sizin belirlediğiniz bir anlatı şekillenecektir sonuçta.

Ancak masallar tam olarak hayali unsurlar değillerdir. Masalların içerisinde gerçeğin benzeşmiş hallerini, varyantlarını ve kurucu unsurlarını bulabilmekteyiz. Sözlü ve yazılı kültürün mağduriyetlerine uğramış olarak günümüze kadar ulaşabilmiş kültürlerin var olmaları hem şanslı olduğumuzu gösterir hem de masalın uzun yolculuğunun kanıtı gibidir. Olağanüstü masal belki de bir ihtiyaçtan “anlatma ihtiyacından” dolayı ortaya çıkmamış olup, görülen, duyulan ve karşılaşılan durumların, varlıkların varlığının kanıtlanması amacı ile ortaya çıkmış da olabilir. Her ne kadar iddialar iki yönlü olarak ilerlese de bizim ilgilendiğimiz konu daha çok masalın işlevleridir. Neden ve nasıl “rehberler”, “anti kahramanlar”, “sihirli nesneler” vs… gibi kahramanın yolculuğuna etki eden unsurların en az ikisi bir masalda bulunmak zorundadır?

İnsan, tarihi boyunca dünya üzerinde karşılaştığı, yaşantısında maruz kaldığı veya mistik olarak keşfettiği durumları gündelik yaşantısı ile harmanlayarak bir anlatı geleneği oluşturmuştur. Olağanüstü masallar da bu anlatı türünün bir örneğidir.

Bir süre sonra insanın karşılaştığı zorluklar ve aşması gereken problemlerin çözümü belirli metotsal şartları doğurmuştur -karşımıza bir kapı çıktığında o kapıyı açmanın bir yolu anahtarken bir yolu da kapıyı kırmaktır-. Bu olağan haller zamana yenik düşmeyerek insanlık tarihinin bir parçası olmuş ve günümüze kadar ulaşabilmiştir. İnsanın yaşantısında yer alan bu unsurlar ve işlevler masalların -gerekli- işlevi haline gelmiştir. Üstelik kadim kültürün aydınlatılmasında ve anlaşılmasında ve hakeza örtük anlatım biçimleri (kırmızı başlıklı kız masalı ile küçük kız çocuklarının korunması) ile kültürlerin, örflerin ve törelerin nesilden nesile aktarılmasında masalın yardımına insanlar ihtiyaç duymuşlardır. Bu nedenle masallar halen geçerliliklerini ve güncelliklerini korumaktadır. Masalın Biçimbilimi’nin unsurlarını yekpare olarak incelemeye çalışan Propp’un yanılmadığını göreceğiz.

A.N Afanesyev’in derlediği Rus Halk Masallarını inceleme konusu haline getiren ve yaptığı çözümleme ile bütün olağanüstü masalların ‘kaynak’landığı temel yapıyı ortaya çıkaran V. Propp, Masalın Biçimbilimi adlı eserini ilk defa Rusça olarak 1928 yılında yayınlar. 1958 yılında (yayımlanmasından otuz yıl sonra) İngilizceye çevrilebilir. 1969 yılında ise Fransızcaya çevrilmiş olup Türkiye’ye de Fransızca tercümesinden, 1985 yılında aktarılmıştır. V. Propp bu eseri ile dünya çapında bir üne kavuşurken bir yandan da sosyal bilimler nazarında yeni bir gündem oluşturmuştur.

Masalın Biçimbilimi, her türlü anlatıyı çözümleyebilecek, öykü ve senaryo yazarlarına rehber olacak bir eser olur zamanla. Sinemanın özünde yer alan, “insanın her olayda başat faktör olması gerektiği felsefesinin” mitolojik ve olağanüstü yapıtlarla olan ilişkisi üzerinden bir değerlendirmesinin yapılması ihtiyacını duymaya başlar sosyal bilimciler. Hikâye anlatmak ve hikâyenin kendisi olmak bir ‘kahramanlar’ dünyasını ortaya çıkarır.

Yapıtta bahsedilen biçimlere dikkatle bakıldığında görülecektir ki insanların yaşamlarında karşılaşabilecekleri her türden durumun, birer örneği veya yansıması masal haline gelmiştir. Sinemanın insanı anlatma uğraşı öyküler üzerinden başlamıştı. Sözler görkemli bir dille anlatılarak, zihinde görüntülere dönüştürülmeye çalışılıyordu. Öykülerin temelinde de insanın yaşadıklarını anlatma ihtiyacı vardır. Öyküler de masalların bir benzeriydiler. Tek farkla daha kısa ömürlüydüler, oysa masallar çok çok eskilere uzanan bir tarihin, insanlık serüveninin form değiştirmiş yansımalarıydı. Mitler ise insanın hayal gücünün mü yoksa gerçeklerin biçim değiştirmiş halleri miydi hala tartışılmakta olan bir konu. Masalların, hikâyelerin ve her türlü anlatının tek bir mitten geldiğini iddia edenler bile oldu.1

Elbette bu yeniden anlamlandırma ve sınıflandırma işini tek başına Propp yapmadı. Meletinski gibi birçok halkbilimci, mit derleyicileri, öykü yazarları Propp’un masallar üzerinden yaptığı işlevlendirme ve tasnifini ortaya serdiği budunbilim-biçimbilim’i kullandılar. Anlatı yazarları mitsel ve gündelik hikâyenin unsurlarını, işlevlerini ve birbirleriyle olan ilişkisini yorumlamayı öğrendiler. Ardından film endüstrisi yazarların ve onların imal ettiği kahramanlarının faydalanabileceği ve kendisinin de sürekli olarak beslenebileceği bir anlatı şeması oluşturdu.2

Bu yapıtın önemini şöyle ifade edebiliriz, çağdaş dilbilim ve göstergebilimde göstergelerin değeri nasıl öbür göstergelerle kurdukları bağıntılara göre belirlenirse, aynı biçimde herhangi bir metin de öbür metinlere göre ayrımsal durumuyla değerlendirilebilir.

Propp da, Rus halk masallarının yapısını irdelemeye giriştiğinde bu yolu izlemiştir. Masalın biçimini yapısına ulaşıncaya dek derinlemesine inceleyen ilk kişi V. Propp oldu. Ona göre biçimbilimin, morfolojinin hiç de kendi başına bir amaç oluşturmadığını ve yazınsal tekniklerin bir betimlemesine yöneltmediğini önemle belirtmek gerekir. Propp bunun tersine olağanüstü masalının tür olarak özgünlüğünü ortaya çıkarmak ve buna bağlı olarak da tek biçimli yapısına tarihsel bir açıklama bulmak istiyordu. Bunun için devasa bir çalışmaya girişerek bulabildiği tüm Rus masallarını tek tek inceleyerek özellikle de olağanüstü masalları karakterlerin işlevlerine ve ne anlattıklarına kadar inceleyerek bunu başarmış görünmekte.

Seri ciltler halinde yazdığı eserleri 1980’li yıllara kadar Türkiye’de bilinmiyordu. Avrupa da bile 1960’lı yıllarda değeri çevirilerle anlaşılan, eserleri hızla masal ve hikâyenin biçimini anlamak isteyenlerin ve masalın tarihsel kökenlerini araştıranların ilgi odağı haline geldi. Zamanla bu yapıtların daha derleyici halini sunan bilhassa olağanüstü masalların incelemelerinin yer aldığı bir yapıt ortaya çıktı.

Senaryo yazarlarının bilhassa karakter nasıl oluşturulmalıdır, öykünün aşamaları nasıl olmalıdır sorularına detaylı açıklamalar sunmasıyla ünü daha da artar bu eserin. Genel olarak bu eserin masalın biçimini incelediğini, işlevlerini analiz edip diğer masallarla karşılaştırdığını söyleyebiliriz.3

V. Propp, olağanüstü masalın özgül niteliğini incelerken artsüremli -diyakronik- araştırmaya, tarihsel-oluşsal araştırmaya geçmeden önce kesin bir eşsüremli, senkronik betimleme yapılması gerektiği ilkesinden hareket ediyordu. V. Propp'un, bulduğu söz konusu "değişmezler" ve bunların masalın bileşimindeki "bağlılaşımın karşılıklı ilişkisi" olmuştur.

Bütün masallarda içeriksel olarak değişken, işlevsel olarak değişmeyen unsurlar bulunmaktaydı. Örneğin, masalın kahramanın başına gelen veya karşılaştığı zor durumlarda ona yardımcılık ve refakat eden "rehber" figürü, ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalında, ‘anne’ bu figürü üstlenip kızına nasihatlerde bulunurken, “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” masalında ‘yedi cüce’ rehber olarak prensesi koruyup kollamaktaydı, prensin gelip onu kurtarmasına kadar.

Çoğu zaman masalın başlangıç durumu özel bir mutluluğun görüntüsünü verir bu da kimi kez özellikle belirtilir bazen bu görüntü çok çekici ve çok canlıdır sonradan belirginleşecek felaketle çelişen bir temel zıtlık oluşturur. Dramanın vazgeçilmez unsurudur bu durum. Masallar ya da hikâyeler böyle başlarlar -Yoksul bir çift… Güzeller güzeli bir prenses… Ali Baba adında yoksul bir oduncu… Yaramaz bir kız…- zıt durumlar bir arada verilerek sonuçta tersinin olacağını anlayabileceğimiz belirli figürler vardır bu masallarda.

Masalların içeriğinde işlevsel olarak aynı görevi gören ancak konumu, masaldaki yeri ve zamanı değişkenlik gösterebilen bu işlevlerin tüm masallarda ortak olduğunu keşfetmiştir Propp. Bu ortak biçimlerin amacı da masalın bir bütünlük içerisinde ve eşsüremli yani birbirini takip eden olaylar neticesinde masalın sonuna doğru serim, düğüm ve çözülüm diye özetlenebilecek neden-sonuç ilişkisine dayalı yapısını kurması olarak aktarılabilir.

Olağanüstü masalların iki özelliğini fark eden Propp, bu özellikleri içerisinde barındıran masalların; çok renkli olağanüstü çeşitliliği ile görünürdeki bu çeşitlilik altında yatan tek biçimlilik olduğunu keşfetmiş ve çalışmasını bu noktada daha da derinleştirmiştir. Propp'un amacı, yüzeydeki çeşitlilik -çok renklilik- altında yüzlerce masalda ortak olabilecek işlevsel birimleri bulup ortaya çıkarmak, bir başka deyişle halk masalının yapısını düzenleyen değişmez yasaları belirlemektir. Çokluğun içerisinde tekil çoklukları aramaya girişmiştir. Bu çalışmasında da başarılı olduğunu ve ortaya çıkardığı çoklu işlevleri bir araya getirdiğinde ortaya serilen ortaklıkları fark etmiş ve otuz iki adet işlevi belirlemiştir. Propp bu işlevlerin birçoğunun masalların hepsinde bulunduğunu fark etmiştir. Ancak şekil değiştiren bu işlevler aynı görevi görmekte iken farklı zaman ve durumlarda ortaya çıkarak öykünün-masalın serimine yardımcı unsur olarak katkıda bulunma görevini yerine getirmektedirler. V. Propp tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar işlevlerin şaşırtıcı bir biçimde yinelendiklerini göstermektedir.

Olaylar düzeninin nasıl kendi yasaları varsa yazınsal anlatının da buna benzer yasaları vardır; hırsızlık kapı kırılmadan gerçekleşmez, bu açıdan masalın da tümüyle özel ve özgül yasaları vardır. İleride de göreceğimiz gibi olayların dizilişi masalda kesinlikle aynıdır. Bu alandaki özgüllük kesinlikle belirtilebilecek bir biçimle iyice sınırlıdır.

V. Propp, bu yapıtında olağanüstü masalları ele almakta ve özellikle olağanüstü masalların özel bir kategori olmasını kaçınılmaz bir çalışma varsaymaktadır. Bir kötülükle ya da bir eksiklikle başlayıp ara işlemlerden geçerek evlenmeye ya da düğümü çözme olarak kullanılan başka işlevleri bulunan, masalları biçimbilimsel açıdan olağanüstü masal diye adlandırabiliriz. Onun olağanüstü masallar üzerinden yaptığı saptamanın, genel masalların birçoğunda var olduğunu görmekteyiz.

Yapıtta işlevler ile kişilerin tanımları ve görevlerinin belirtilerek masalın birbirini izleyen iki tanımının verilmesi masalın ortak unsurlarının ne olduğu konusunda aydınlatıcı bir meşale görevi görmekte. İlk tanımda, ‘işlevlerin dizilişi’ ön plana çıkarken ikinci tanımda ise, ‘yedi işlevden’ (ve daha fazlasından) oluşan bir taslağın ortaya çıktığını belirtir Propp.

Ayrıca yapıtında işlevlerin biçimbilimsel açıdan taşıdıkları ikili anlamı, masalların farklı başka öğelerini, kişilerin özel niteliklerini, bir masalın nasıl kesitlenip çözümlenebileceğini yani işlevlerin nasıl saptanabileceğini, masalların çizelgelerinin nasıl belirlenebileceğini ve masalların benzerliklerini açıklar.

İşlevler masalın temel verilerini, olayı oluşturan öğeleri simgeler, ayrıca olay örgüsünün akışını belirlemekle birlikte büyük bir önem taşıyan başka öğeler de vardır.

Bahsettiğimiz gibi, işlevlerin hemen birbirlerini izlemedikleri görülebilir, birbirini izleyen iki işlev değişik kişilerce yerine getirilirse; iki kişi daha önce neyin geçtiğini bilmek zorundadır -hangi işlevin veya nedenin-. Demek ki masalda estetik açıdan son derece çarpıcı biçimde verilen, “başlı başına bir bilgi edinme dizgesi” gelişmiştir.

V. Propp,“İncelediğim masallarda her şey genellikle bir kötülükle başlar, kötülük belli bir ailede belli bir çevrede bir eksiklik yaratır. Sözgelimi küçük bir kızın kaçırılması; bu durumda arayıcı kahraman bu eksikliği gidermekle dolayısıyla kötülüğü ortadan kaldırmakla görevlendirilir. Görevi küçük kızı kaçıranları bulup cezalandırmak ve kızı tekrar yuvasına geri getirmek olan kahramanın eyleminde yapacağı güç ve zor işte birileri yardım ederken, birileri de karşı çıkarak onu engellemeye çalışacaktır. Kahraman birçok sınamadan geçerek bu arada bir iki kez de başarısızlığa uğrayarak, eksikliği gidermeye çalışır ve sonunda görevini başarınca da ödüllendirilir.”

Burada incelen olaylar silsilesinin masallarda yer alan bu hali, bildiğimiz tüm masal, öykü ve filmlere uyarlarsak göreceğiz ki yukarıda bahsedilen durumun başkalaşmış halleri her gün normal yaşantıda ve anlatı türlerinde mevcuttur. Aşağıda belirtilen işlevlerin de masalın biçiminde olmazsa olmazlardan olduğunu göreceğiz.

Kişilerin işlevlerinden bazıları,

a-Aileden birinin evden uzaklaşması ile masala hareket kazandırılır, b-Kahraman bir yasakla karşılaşır, c-Yasak çiğnenir, d-Saldırgan bilgi edinmeye çalışır, e-Saldırgan kurbanını ya da servetini ele geçirmek için onu aldatmayı dener, f-Kurban aldanır ve böylece istemeyerek düşmanına yardım etmiş olur, g-Saldırgan aileden birine zarar verir, h-Aileden birinin bir eksiği vardır, bu yüzden aileden biri bir şeyi elde etmek ister, j-Kötülüğün ya da eksikliğin haberi yayılır, k-Bir dilek ya da bir buyrukla kahramana başvurulur, l-Kahraman gönderilir ya da gitmesine izin verilir, m-Kahraman büyülü bir nesneyi ya da yardımcı edinmesini sağlayan bir sınama, sorgulama, saldırı ile karşılaşır, n-Kahraman ileride kendisine bağışta bulunacak kişinin (bağışçının) eylemlerine tepki gösterir, o-Büyülü nesne kahramana verilir, p-Kahraman aradığı nesnenin bulunduğu yere ulaştırılır kendisine kılavuzluk edilir ya da yol gösterilir, r-Kahraman ve saldırgan bir çatışmada karşı karşıya gelir, s-Kahraman özel bir işaret edinir, t-Saldırgan yenik düşer, v-Başlangıçtaki kötülük giderilir ya da eksiklik karşılanır z-Kahraman geri döner…

Masalın örgüsü bu şekilde sonlandırılır ya da yeniden devam ettirilir. Bu klasik örgü masal, hikâye, öykü ve senaryonun temel yapısını meydana getirir. Drama kuralları olarak da bilinmektedir. Bu biçimin keşfini V. Propp uzun masal incelemeleri sonucunda elde etmiştir. Buradaki her işlev kendinden sonra gelen işlevin de başlatıcı, tetikleyici unsurudur. Kimi zaman belirtildiği şekillerde görülmeyebildikleri gibi masal örgüsünün farklı yerlerinde ortaya çıkabilirler. Zaruri olan bulundukları konum değildir, bulunmaları halidir.

Masal incelemesinde önemli olan tek şey kişilerin “ne yaptıklarını” bilmektir. Kim yapıyor ve nasıl yapıyor bunlar ancak ikinci dereceden sorular olmaktadır. Çünkü işlevler o kadar ortak ya da benzerdirler ki asıl yapılanın eylemin ‘şeyin’ ne olduğu daha önemli hale gelmektedir.

Bir masalı çözümlerken, kişilerin işlevleri masalın temel bölümlerini göstermektedir. Öncelikle ayırt edilmesi gereken de bu işlevler olmaktadır.

Örneğin İvan'ın prenses ile evlenmesi ile bir babanın iki kız anası bir dulla evlenmesi bambaşka bir şeydir. Bir örnek daha verelim ilk durumda kahraman babasından 100 ruble alır sonra da parayla kendisine kâhin bir kedi satın alır. Nesnenin işlevi değişirken alma işlevi hep var olagelir. Bir başka durumdaysa kahraman yaptığı büyük iş karşılığında ödül olarak para alır ve masal da böyle biter. Burada eylem aynı ‘para verme’ olduğu halde biçimbilimsel açıdan değişik öğelerle karşılaşmaktayız. Demek ki aynı özdeş edimler değişik anlamlar taşıyabileceği gibi bunun tersi de geçerlidir. İşlev sözcüğünden bir kişinin eylemini olay örgüsünün akışı içerisinde ‘taşıdığı anlam’ ile “tanımlanmış eylemi” olarak anlıyoruz.

Kimi kez masalın bu bilgi edinme dizgesine başvurmadığı görülür bu durumda kişiler tam zamanında yetişerek beklenmedik bir biçimde olaya el koyarlar -olağanüstü masal ve öykülerin süper kahramanları olur- ya da her şeyi bilirler buna karşılık söz konusu bilgi edinme dizgesi gerçekte hiç de zorunlu olmamakla birlikte yine de uygulanabilmektedir. Olayın akışı içinde bir işlevi öbürüne bağlayan da bu bilgilerdir. Bir kişi başka birinden bir şey öğrenir bu da bir önceki işlevi bir sonraki işleve bağlar.

Masallarda “gönderme” ve “aramak için yola çıkma”, değişmeyen öğelerdir. Bir masalı başlatmak için kahramanların hareket ettirilmesi, bulundukları konumdan ya da pozisyondan başka bir hale ve duruma sürüklenmeleri ya da kendi istekleri ile bunu gerçekleştirmeleri gerekir.

‘Gönderen’, ‘yola çıkan’ ve ‘göndermenin nedeni’ bunlar değişken unsurlardır. Kimi zaman bir kral kahramanı gönderirken, Keloğlan masallarında anne figürü gönderme işlemini gerçekleştirir, kimi yerde ise aşkı için yola düşen kahramanları görürüz.

Hiç kuşkusuz masalın kaynağı genellikle yaşamın içindedir. Kimi masallar pagan dinlerin dönemlerinin unsurlarını barındırsa da, kadim dinlerde de yer alan birçok unsur masalın yapısında kendisinden bir şeyleri aksettirmektedir. Masalın ortamıyla içinde oluşturulduğu ve yaşanılan olayların düşünsel durumlarını da ele almak gerekir. Anlatılan, aktarılan sözlü veya yazılı metinlerin bilişsel ve alt metninde her zaman için insan ve edimlerinden doğan durumlar yatmaktadır. Kimi zaman bu edimler olumsuz durumları gidermek ve mutluluk, güzellik gibi “şeylere” kavuşmak için yapılırken kimi yerde ise bir emir ve görev edasıyla kahramanca gerçekleştirilir. Olağanüstü masallarda bu durum kahramanlığın bir gereği olarak gerçekleşir.

Masalın oluşumunda biçimsel olarak değindiklerimizin haricinde bir de gerçeklikle olan ilişkisinde Propp’un savunduğu bir tez bulunmakta, “Gerçekliğin oynadığı rol çoğunlukla bir kenara atılmıştır. Masal ile gündelik yaşam arasındaki bağıntı sorununu ancak sanatsal gerçeklik ile gerçek yaşamdan gelen öğelerin varlığı arasındaki farkı unutmamak koşuluyla çözebiliriz.” Oysa sadece sanatsal yanı değil masalın iç dinamiklerini ve yaşamın anlamını kavradığımız süreçlerde masallar, bilinçli hallerimizin de ötesinde bir dünyanın ışığı görevini üstlenebileceklerdir.

Yapıtın ekler kısmında "Olağanüstü Masalların Dönüşümleri" (Propp'a ait) adlı bir makaleyi ve E. M. Meletinski'nin "Masalın Yapısal ve Tipolojik İncelemesi" adlı meşhur makalesi de bulunmaktadır.


1-Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, İthaki Yayınları, s.13, İstanbul, 2018

2- Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, İthaki Yayınları, s.35, İstanbul, 2018

3- Christopher Vogler, Yazarın Yolculuğu, Okuyan/us Yayıncılık, s.472, İstanbul, 2017

Fatih Demir Arşivi
35 Sayı: 35 - Eylül 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler