Sonbahar
TEMMUZ Sayı: 35 - Eylül 2019

Hakikat yalnız mushaflarda mı gizlidir
Mesela sonbahar
Bir paslı miğferde durmuştur zaman
Ve de yorgun bir sahafın gözlerine
Hapsolmuştur sayfalar


Bazen
Namlı bir silahtarın kabrine düşen
Kırağı gibi harmanlanır hüzün
Yağmurla irkilen solgun menekşeler
Bir yaprağı emziren yorgun damarlar
Yeşilin göçtüğü bitkin çınar ağaçları
Ömür bahçelerinde sarı hüzün
İkindi yağmuru ve ılık meltem
Gün dönümünde vefasız rüzgâr
Ve bin bir ümitle saçılan tohum


Ve bir de
Ömrün ikindisinde
Bir peygamberin hüzünlü vedası dinlenir
Hayatın renkleri tek bir şarkı söyler
Tek bir kapıya yürür kervan
Tüm mushafların son bestesini okur
Hazin sonbahar


Bir devrimcinin hayal kırıklığıdır
Ömür ırmağında solmuş bir beden
Karabasan vurgunu yemiş güneşli düşler
Bir mahpusun yalnızlığa açılan cürmü
Onurla çıkılan yolda kanlı pusu
Kan kokusuna misk ü amber diyen
Zulme neşideler dizen
Kadim ve modern zaman meddahlarının
Nili kızıla boyayan fetvaların
Şam’ı alev deryasında çizen fermanların
Ba’su ba’de’l-mevt günü görülecek hesabına

Bin bir delile haykırır sonbahar

Unutmayın dostlar
Feleğin sillesini gizler zaman
Makûs bir mukadderata gebedir emel
Doğan ölecek ve yükselen inecek
Hakikat yalnız mushaflarda mı gizlidir
Bir sonbaharı yazar yorgun yıllar
Her sefinenin menzilidir hüzün
Yürür bir mahkûmun çaresizliğinde infaz.
Ve yaşanır her fanide
Mükerrer bir senfoni dinlenir çaresiz

Unutmayın dostlar

Yunus Çolakoğlu Arşivi
35 Sayı: 35 - Eylül 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler