Masum bir martıydı yürürken, konuşmak yerine cıvıldayan
Çarparak yön değiştiren içindeki, oyuncaktı düşünceden
Sıcak geçiyordu saat, sarıya dönüşürken insan
Ulaşmıştı hemen hemen, yalı yara paralel olan sokağa
Usul bir haktı, ağırlığınca kapatması göz kapaklarını
Vardığında eski yola, Karpuzkaldıran soldaydı
-Seksende meskendi Kenan Evren’e-
Sol taraf biteviye, sağ taraf yeşilin bin bir çeşidi
Palmiye ağaçlarının dizili olduğu yerden geçti
Vatan diyebildi denk geldiğinde, zeytin ağacı meyvesine
Tebessüm etti an geçince, bir dut ağacı gördüğünde;
Dede siyahıydı, altındaki kaldırım taşları!
Deniz bahçesine kadar geçen otuz yıldan sonra
Döndü tespih ağacına mavi önünde parıldayan
Dedi, yıkıntıya vardığında, -huzur eviydi eskiden-:
“Sol tarafım taze, sağ tarafım virane!”
Dedi, rastladığında bir kül çalısına:
“Dönmedim daha sana, dertle yanan korum hala!”
Değişti sema zamanla, sarıdan siyaha
Geçtiğinde şelaleyi, yaslandı bir hurma ağacının sırtına
İzledi onunla birlikte, şaşaalı gökyüzünü mestane
Acı, birdenbire devleşerek kalbinde
Ağlattı adamı, insansı ağaçla birlikte!
Göçebe yeşildi, döndüğü vakit eve
Uykuya dalmadan diledi Allah’tan,
Sabahlamayı güzel bir rüyada
Onu evden atan, kavgadan cayarak,
Fırlattı bir cümlecik karanlığa:
“Seviyorum ya!”
