Asr-ı Saadet’e Doğru Zamanı Silen Bir Sakal
TEMMUZ Sayı: 6 - Ocak 2017

Güzelliktir rahat ettirir

İtirazsız, aksine memnun

İş gördürür adama.

Adamsa görmez sırf bu yüzden

Değil ama.

Güzellik de farkında bunun

Adamın adam olmadığının yani.

Bu yüzden ve başka birçok sebepten

Bunca güzeldir her gün

Allah’ın verdiğinin üstüne

Güzellenir daha da.

Sense bu ülkede bu gibilerden değil de

Can Dündar endişeleri taşıyanlardan

Kaygılısın en fazla.

Kaygılı bir adamın omuzlarınaysa ancak

Kaygısız bir adam çarpar bile isteye

Sözlük anlamıyla taşıdığı omuzlarını

Sakınmaz, ellerini üstüne kaldırınca senin

Omuz olan omuzlarından.

O omzun bankadaki bir hacı amca gibi

Sıkıldığı odada en keyifli ses güzelliğindir.

Alabildiğine dişildir hem de

Güneşi yedikçe kızaran meyveler gibi

Baktırıcı kendine can çektirici

Bıktırmayıcı kendinden asla

Asla rahatsız değil bundan o da

Odalar onun sesiyle oda

Ve bunca kalabalık nasılsa

Hâlbuki o olmasa

Odalar niye olsun oda

Adam olmayan adam gelip

Niye sorsun hatrını senin mesela

Güzelliğin soracak elbet.

Güzelliğin solacak elbet.

Oysa bunun farkında değil

Gibi.

Gibi değil düpedüz çirkin işte

Çirkinin sesiyse erkeksidir.

İşi görülmez bu yüzden

Kendi görsün istenir.

Demek ki çirkin, kendi işini kendi görmektir.

Kendi işini kendi gören

İltifat nasıl alınır bilmez.

Etmeyi de bilmez, bilmesin.

Benim gündüzleri çocuk bakan

Gözlerim hiç hor görmez onu.

Çünkü çirkin cazibesiz olduğundan

Yolsuz yolaksız bir yayladır gözümde

Tepeden tırnağa yabancı ve

Yerliyabancı gözlerden ırak

Olduğundan daha da bizim olan.

Irağım böylelerinden ben de çirkine yakın

Ama kızıyorum ona çünkü bazen

İltifat bekliyor mutlu bir katalog okurdan

Her gün hiç olmadığı kadar bir avon severden

Pes yani paye diye bakıyor oysa ona

Bense bu cibilliyetine küstüklerimle

Yorumlamıyorum hayatı mematı aynı biçimde.

Ersin desen aynı Semih desen farkı yok

Onlar kızmaz güzellikten gelen bir iltifatın

Çirkinin yüzünü güldürmesine

Bense en çok buna kızıyorum

Gülmesin gülüp bahsetmesin benden ona

Ona bahsettiğim hiçbir bundan

Bahsetsin istemem kimseye.

Uzattım farkındayım.

Sen anlat, n’aptın?

Demek atandın ha on ikinci senede devlete

Sorular çalınmış ya ondandır

Çok sevindim yine de

Ben işte anlattığım gibi

Devletten çıkıp kimsesizliğe giriyorum

Girdiğimde giriyorum bir camiye

Sanki köyden hiç çıkmamışım gibi

Sakalından rahatlıyorum bir adamın

Asr-ı Saadet’e doğru zamanı silen bir sakalın adamından

Babasının yoluna kurban bir gelinin

İstemediği bir kayınpederin yüzünü görürüm onda

O yüzden yerden soğutmalıdır bu cami

Bizim oralar da soğumuştur şimdi

Eser acı acı güzü yellerin

Düşer çocukluğumu düşürdüğüm topraklara

Son gazeller, şehirli gazelhanların bilmediği

Tamam, sustum seni

Dinliyorum.

Sadık Koç Arşivi