Güzelliktir rahat ettirir
İtirazsız, aksine memnun
İş gördürür adama.
Adamsa görmez sırf bu yüzden
Değil ama.
Güzellik de farkında bunun
Adamın adam olmadığının yani.
Bu yüzden ve başka birçok sebepten
Bunca güzeldir her gün
Allah’ın verdiğinin üstüne
Güzellenir daha da.
Sense bu ülkede bu gibilerden değil de
Can Dündar endişeleri taşıyanlardan
Kaygılısın en fazla.
Kaygılı bir adamın omuzlarınaysa ancak
Kaygısız bir adam çarpar bile isteye
Sözlük anlamıyla taşıdığı omuzlarını
Sakınmaz, ellerini üstüne kaldırınca senin
Omuz olan omuzlarından.
O omzun bankadaki bir hacı amca gibi
Sıkıldığı odada en keyifli ses güzelliğindir.
Alabildiğine dişildir hem de
Güneşi yedikçe kızaran meyveler gibi
Baktırıcı kendine can çektirici
Bıktırmayıcı kendinden asla
Asla rahatsız değil bundan o da
Odalar onun sesiyle oda
Ve bunca kalabalık nasılsa
Hâlbuki o olmasa
Odalar niye olsun oda
Adam olmayan adam gelip
Niye sorsun hatrını senin mesela
Güzelliğin soracak elbet.
Güzelliğin solacak elbet.
Oysa bunun farkında değil
Gibi.
Gibi değil düpedüz çirkin işte
Çirkinin sesiyse erkeksidir.
İşi görülmez bu yüzden
Kendi görsün istenir.
Demek ki çirkin, kendi işini kendi görmektir.
Kendi işini kendi gören
İltifat nasıl alınır bilmez.
Etmeyi de bilmez, bilmesin.
Benim gündüzleri çocuk bakan
Gözlerim hiç hor görmez onu.
Çünkü çirkin cazibesiz olduğundan
Yolsuz yolaksız bir yayladır gözümde
Tepeden tırnağa yabancı ve
Yerliyabancı gözlerden ırak
Olduğundan daha da bizim olan.
Irağım böylelerinden ben de çirkine yakın
Ama kızıyorum ona çünkü bazen
İltifat bekliyor mutlu bir katalog okurdan
Her gün hiç olmadığı kadar bir avon severden
Pes yani paye diye bakıyor oysa ona
Bense bu cibilliyetine küstüklerimle
Yorumlamıyorum hayatı mematı aynı biçimde.
Ersin desen aynı Semih desen farkı yok
Onlar kızmaz güzellikten gelen bir iltifatın
Çirkinin yüzünü güldürmesine
Bense en çok buna kızıyorum
Gülmesin gülüp bahsetmesin benden ona
Ona bahsettiğim hiçbir bundan
Bahsetsin istemem kimseye.
Uzattım farkındayım.
Sen anlat, n’aptın?
Demek atandın ha on ikinci senede devlete
Sorular çalınmış ya ondandır
Çok sevindim yine de
Ben işte anlattığım gibi
Devletten çıkıp kimsesizliğe giriyorum
Girdiğimde giriyorum bir camiye
Sanki köyden hiç çıkmamışım gibi
Sakalından rahatlıyorum bir adamın
Asr-ı Saadet’e doğru zamanı silen bir sakalın adamından
Babasının yoluna kurban bir gelinin
İstemediği bir kayınpederin yüzünü görürüm onda
O yüzden yerden soğutmalıdır bu cami
Bizim oralar da soğumuştur şimdi
Eser acı acı güzü yellerin
Düşer çocukluğumu düşürdüğüm topraklara
Son gazeller, şehirli gazelhanların bilmediği
Tamam, sustum seni
Dinliyorum.
