ağır suçlardan hükümlüyüm
taşlanırım yedi şehrin meydanında
ayaklarımda bukağılar lanetler çıkınımda
kanar ırmaklara bırakılmış sözlerim
küf tutar yedi kat mahzenin esrarı
bıçağı geceden bileylidir Züleyha’nın
diz dize oturur yasak şehirler
emzirir sabah akşam ihaneti
iki ucundan çekilir mühürlü rüyalarımız
kirlenir güneş çöker omuzlarımıza
bazen buz bazen ateştir hayat
gün ortasında sıyırır tenimizdeki yabancılığı
damla damla düşer güneşe ilikli bakışlar
çalmaz gündönümü öykülerin saati
boyun eğer nisana vurgun gözlerim
zamansız bir sızı birikir kuyularda
çoğalır yalnızlıklar kırar göğün çemberini
kırağı düşer günlerin kaderine
içimizde hep siren sesleri
siren sesleri emzirir gölgesiz şehirleri
iplik iplik çözülür mevsimler burda
bir türkünün acısına karışır gece
kesik kesik ağlar sokak lambaları
şehrin kalabalığında yiter gözlerin
puslu aynalar taşırsın göğsünde
cebinde kırık dökük umutlar
yırtılan perde özlenen yağmurdur

