İçimde ne varsa sendedir, sendedir gizli de aşikâr da
Güne karanlık elbiseler serildi
Maça kızıyla çözüldü iliklerim
Geçtim kederli kahkahalar arasından
Kadehlerin sırnaşık yüzünde teselli
Devrilen her başakta bahaneydim
Geceler kırlangıç geçidinde pusu
Damarlarımda gezinen koku arsız
Sahibi yok arzdaki hiçbir vesvesenin
Masaların senfonisinde gezinen ruhum
Yetim düşleri emzirir sürülerin çıngıraklarında
Tanrıların beklediği kurban benim
Bağrımda boy verdi lanet kovucu taşlar
Tüm küfürleri sakladım eteklerimde
Lekesiz bir el tutuştursun ateşimi
Ben, Mecdelli Meryem, Celile’nin vicdanı
Limon ağaçlarının kokusunu esirgeme
Neva kâr bir beste gibi dolaşsın içimde
Saçlarımda dağların kahırlı yalnızlığı
Gözyaşlarımın sunağı olsun
Onuru örselenmiş annenin yüreği
Ne fal okları çekildi benim için
Ne de suya bırakıldı kalemler
Kamçıladım arzuları intikam gibi
Metruk mabedin utancı
İzbe sokakların azalan gölgesiyim
Nasıralı İsa yasak şarkılarla çarmıhta
Islak saçlarını çözdü sisli perdeler
Celile’de kederli bir Zekeriyya ezgisinde
Gördüm ateşle karılmış gün ışığını
Habersiz ele veren gözlerinde
Ben, Mecdelli Meryem düş kesiği
Kırık sırçası güzellik uykularının
Terk edilmiş vahiy gibi yetim
Hahamların bitmeyen kara gecesi
Düşüyorum Allah’ım tut ellerimden

