Srebrenitsa anısına.
Ey tarifsiz acıların heybetli tanığı
Yeis yüklü bulutlar korkutan
Bilge yürekli neferler emziren ey!
Kanatlarından kan damlayan kuşları
Ve bir güvercin ürkekliğinde naif çocukları
Yıkık mabetlerden yankılanan ezanları ağırlayan
Tarihe soylu kavgalar bahşeden
Selami yüzlü mücahidler penâhı ey!
Mavi kanatlı kelebekler süzülür yamaçlarında
Yağmur, şehid kokulu çiçeğe düşer sende
Çiçek, ölümsüzlük diyarından canlanır
Boynu bükük leylaklarla dertleşir toprak
Bazen bir yetimin feryatları yankılanır
Toplu bedenler utanç olur, çığlık olur sinende
Taş yarılır ar damarı çatlar dünyanın
Sel olur, süzülür gözyaşı
Yürür öfkesiyle kurumuş vicdanlara
Gökten hilal koparma rüyasında
Ehl-i salib kara bir leke taşır alnında
Ve taşa kazınır, kanla yazılır ihanet
Bilge kral ülkesinde
Ölüm yüklü kâbuslara inat
Şehid kokularını kuşanırken şehir
İgman dağının eteklerinde başkaldırır gül devrimi

