Kulaklarında cam şangırtısı, yüzünden
Bir tüyün kuşu olmalı süzülüp incinen mor dargınlık
Köreltir gölgeni, dilin yazmadığı kalem
Kalemin yazmadığı kesikler dilim, gülümse cânâ!
Taş basamak ve hüznün eprimiş boşluğu
Kulakların tekerrürden hay aksi nur
Sesin gri mermeri bu, akşam serinliğini ör/ten bir
Hırka olsaydı şerefli, omuzlarında salınan
İsmail kurban olmadan yetiş, batıyor
Kemik/ten
Göğsüne kırılan namlu, gülümse cânâ!

