Ey Kudüs!
Bir tek sende ağlar kuşlar
Kanatlarından kan damlıyor kırlangıçların
Acı sinende barut kokusu kadar keskindir.
Seni görünce bir mahzun yolcu
Kutsanmış mabette nasıl yaşanır hüzün
Bir ezan nasıl direnir esarete
Her gün öfkeyi nasıl giyinir çocuklar
Ve anlar insan bir şehre siyahın bin renginin
Nasıl matem yüklediğini.
Ey Kudüs!
Anneler senin için emzirir çocukları
İlk kavgalarını senin için verir sapanlar
Öfke sende harmanlanır dağ dağ
Senin için çağrılır ebabil kuşları
Hayber senin için okunur tekrar tekrar
Senin için unutulur tebessümler ey Kudüs!
Bir ağaç senin için büyütülür serin sularla
Bir minberde süslenir sabır ve ümit
An gelir o minberin sırtında okunur ilahi hakikat.
Gök ve yer senin hamurundur
Fezaya yol bulur sende resul.
Bir Nebi’nin ayak izlerinde gizlidir zaman.
Taş sende kırk dilli bülbüle döner
Hakikat sende yankılanır ayet ayet
Sende dirilir beden cesede inat
Ruh sende kanatlanır cennet cennet
Sende şahitlik eder şehid
Ve tüm mushafların dilinde sen varsın.
Zeytin dağından süzülüp inse de ılık rüzgâr
Yedi denizle yıkansa da tutsaklığında kederimiz
Kalbimiz bir alev topudur yandıkca yanan
Asırlık yas evimizsin ey Kudüs!
