Dağıldı gül demeti çocukların elinde
Bir annenin feryadıyla kesildi zaman
Gözyaşı toprak doyurdu rahmete hasret
Nemli Ağustos gecelerinde bu şehrin
Hüzün, kalbimde yürüyen yorgun bir kervandır.
Genç kızların ve on dördünde delikanlıların
Salına salına arşınladığı yorgun kaldırımlar
Yürüdüğü dar sokaklar tüllendi düşlerimde.
Yanık sesli karilerin okuduğu kasideleri
Gün yorgunluğunda demlenen
Kulağa misafir o kutlu sadâyı özledim.
Semalarında yıldız sayan küçük parmaklar
Rahmet yüklü gök gürültüleriyle değil
Geceyi aydınlatan şarapnel sesleriyle
Sokulamadıkları anne kucağında
Merhamet düşlerine sığınarak can verdiler.
Semt pazarlarının uğultusunu aradım
Bir de saklambaç oynayan çocukların
Alınlarını öptürdükleri mabet duvarlarının
Sâcidleri göğsünde misafir eden sıcaklığını.
Sabâ makamında göğe süzülen
On dört asırlık asil çağrının
Şehre hayat güne milat oluşunu özledim
Yıkılan şehir mi ölen insan mı sende sadece
Zaman kentin damarlarında duran kan
Yatağına hapsolmuş bir nehir hüznündedir.
Umut şimdi Halep’te katran deryasında
Kan çanağında yaralı bir serçedir
Erguvan kokulu mescitte bir güvercin
Baykuşlara rahmet okur günün seherinde.
İnan ey kalbim… İnan…
İnan ey ismiyle müsemma şehir
Zaman tekrar emzirecek ummana meftun
Hayat veren o mümbit katreyi.
Ve ufkunda bir gün hayatın
Selahaddin yürekli çocuklar dağıtacak
Yeis yüklü bulutları gökyüzünde.
