“İçimde Ölen Biri Var”
TEMMUZ Sayı: 25 - Ekim 2018

Yakın zamanda kurulan Cumartesi Kitaplığı, dünya edebiyatından ilgi çekici kitaplar yayımlamaya başladı. Bu yayınevinin ilk kitabı “Uyuyor Diyorlar”, içinde bulunduğumuz yılın Mart ayında neşredildi. Dünya Edebiyat Atlası başlığı altında Latin Amerika’dan Arap coğrafyasına, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, yeryüzünün önemli kitaplarını Türkçeye kazandırmayı hedefleyen yayınevinin gittiği ilk ülke, bahse konu olan kitabıyla Porto Riko.

Travmatik bir öyküyle başlıyor kitap. Arabasıyla kırmızı ışıkta duran kitabın isimsiz kahramanı, yanına gelen diğer araçtan üzerine kurşun yağdırılması sonucu komaya giriyor ve dört yıl komada kalıyor. Üstelik bunun yanlışlıkla olduğunun fark edilmesi olayı daha da karmaşık hale getiriyor. Komadan sonra -karakterin dört yıl sonra evine gelmesiyle- başlayan kitap, bundan sonraki süreci ele alıyor. Vurulan başkahramanın kız kardeşinin ağzından anlatılıyor “Uyuyor Diyorlar”. Yani ikinci tekil kişi bakış açısıyla. Bu tür anlatımlar diğer türlere göre daha zordur. Fakat kulak tırmalayıcı bir şeyler olduğunu da söyleyemeyiz.

Travmatik bir olaya maruz kalan insanlar, travma sonrasında bu durumla başa çıkmakta zorluk çekebilirler. Buna travma sonrası stres bozukluğu denir. Korku hissi, çaresizlik hissi, bulunulan ortama yabancılaşma, insanlardan uzaklaşma gibi tepkiler verebilir bir travma geçirenler. Romanın başkahramanının yaşadığı tam da travma sonrası stres bozukluğuna örnek gösterilebilecek bir durumdur. Dönüşüyle annesini, babasını, kardeşini ve nişanlısını oldukça sevindiren kahraman, travmayı atlatamaması ve yabancılaşması sebebiyle de onları kendinden bir şekilde uzaklaştırır. Beden olarak dönen ama ruhen tam bir kayıp olan kahramanın duyguları kitabın genelinde geniş yer tutuyor. Aynı zamanda hayata dâhil olma çabası içinde olup olamaması da: “…hepimiz senin geri döndüğünü ve kaybettiğimiz her şeyi geri kazanacağımızı sanıyorduk. Hepimiz bir şekilde kendimize göre seni geri getirmiştik ve hiçbirimiz aslında senin değişik bir zamana ait olduğunun farkında değildik.”

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde genel olarak, kahramanın dönüşüne, ruhsal durumuna, hayata dâhil olma çabasına şahitlik ediyoruz. İkinci bölümde ise ailesini terk eden ama kız kardeşiyle, yani kitabın anlatıcısıyla ilişkisini ve iletişimini devam ettiren bir karakter görüyoruz. Ayrıca yine bu bölümde gidişini kabul etmeyen ailesine durumu kabullendirmeye çalışan bir kız kardeşin çabalarını da görmek mümkün. Bu bölüm çok kısa tutulmuş. Son bölüme geçerken verilen bir es diyebiliriz buraya. Ya da son bölümle ilk bölümü birleştiren bir köprü de demek mümkün.

Vurulmanın ruhunda getirdiği ağır hasarı kabul edemeyen kahramanı, sürekli sorgulama halinde görüyoruz. Özellikle böyle bir yanlış anlamanın niçin kendi başına geldiğini sürekli sorgulamaktadır. Bu süreci hapishanedeki tetikçisini bulmaya ve onun ağzından azmettiricisinin adını almaya kadar götürür. Tabii bütün bu anlatımlar bir duygu perdesinin arkasından anlatılır. Ortada bir olay olsa da aslında bir durum hikâyesi okuyormuş gibi bir havaya giriyoruz kitapta.

Psikolojiyle ilgilenenler için güzel bir kitap “Uyuyor Diyorlar”. Bir psikoloji kuram kitabı veya psikolojik ilkelerin uygulandığı kitaplar kadar yoğun olmasa da, bir travmadan, hele hele yanlışlıkla olmuş bir travmadan sonra neler yaşanabileceğini anlatması açısından güzel bir novella. İspanyolca aslından çevirisini gerçekleştiren Serdar Çelik sayesinde de çok rahat bir okuma imkânı sunuyor.

İçinde bir şeyler kaybeden, ruhunda açılan yarayı sarmaya çabalayan, fakat hem ailesine hem hayata yabancılaşan bir kahramanın izini sürmek isteyenler için başarılı bir kitapla başlamış Cumartesi Kitaplığı: “… O an hissettim ki insan her zaman anlıyor aslında gerçekte arananın anlaşılmamak olduğunu.”

Mehmet Âkif Öztürk Arşivi
25 Sayı: 25 - Ekim 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler