Nazlı yiğidinin yüreği ağrıyor anne
Nebahat gitti gideli yosun tuttu bıyıklarım
Gülmedi harflerim
Kursağında kaldı kelimelerimin sevdâ
Çünkü yüreğim ağrıyor
Bir ikincisi daha yok acziyetimin
Kanıma giriyor gece
Şafağı yok bekleyişlerimin
Yüreğimden başlıyorum çürümeye anne
On altı numaralı kaburgam kırılıyor sonra
Eylüle sığmıyor bedenim
Sekiz yerimden vuruluyorum şubatta
Birinci derecede delik olan kalbimin
Su aldıkça batışını izliyorum
Yine de hep dünü hatırlayacağım yarın
Nebahat gitti gideli bugünüm hiç olmayacak
Benim çünkü yüreğim ağrıyor
Yalnızca beni hüma kuşu mu bilir anne
Onlar ölünce gökyüzünde dirilir
Sancıyan değil kanayan değil ağlayan değil
Her tebessümünde gözlerime kezzap
Dökülen ben, yani ben
Sahi, hangi şehrin sıcağı üşütür karı
Allah unutur mu hiç
Göğüs kafesini yaratan içindekini de bilir
Nebahat gitti gideli yalnızca beni -yine de-
Yüreğin anlıyor
Karanlık çöküyor yüreğime anne
Işıkları kapalı, perdeleri açık
Yansımam düşüyor
Sarımtırak denizlere
Kurudu tenimde deniz suyu
Bıyıklarım döküldü Nebahat gitti gideli
Ağladı cümle’lerim
“Yürek çift dikiş tutmaz” demişti şair
Ben bu sözü imdi anladım.
