İşte buradayız sürgün veren ilk eğrelti otlarını topluyoruz
Ve diyoruz: Ne zaman döneceğiz yurdumuza
İşte buradayız çünkü Ken-nin halkı bizim düşmanımız
Bize rahat yok bu Moğollar oldukça
Taze eğrelti otlarını kazıyoruz.
Birimiz ‘eve dönüş’ dediğinde geri kalan herkes
kederleniyor
Kederli yürekler, keder kavi, açız
ve susuz
Müdafaa hattımızı ikmal etmedik henüz, öyleyse müsaade edemeyiz
kimsenin eve dönmesine
Kurumuş eğrelti otlarını kazıyoruz
Diyoruz: Ekim’e terhis olur muyuz acaba?
Yukarıda da işler yolunda değil, kalmadı huzurumuz
Kederliyiz ama dönemeyiz yurdumuza
Hangi çiçek açmakta şimdi?
Kimin arabası bu? General’in
Atlar, onun atları bile yoruldu. Oysa ne dayanıklı atlardı!
Bize rahat yok… Bir ayda üç savaş…
Aman ya Rabbi onun atları bile yoruldu
Rütbeliler atların üzerinde, askerler atların yanlarında
Atlar, iyi eğitilmiş atlar! Rütbelilerdeki fildişinden
Oklar, balık derisiyle bezenmiş sadaklar…
Düşman tez ayak, dikkatli olmak gerek
Yola çıktığımızda bahardı söğütler eğilmişti yerlere
Dönüyoruz kar yağarken,
Ağır ağır yürüyoruz, aç, susuz…
Keder dolu yüreğimiz, hüznümüzü kim nereden bilecek?
Bunno / M.Ö. 1100 yılları.
İngilizce’den Çeviri: Salih Bursalı
Cathay isimli kitabından.
