Çocuklardan kaçırılan bir hayat olurdu hep
Lalüebkem rütbesi alırdı anne baba eş kardeş
Evin kuytusu tandır önü pınar başı fark etmez
Tehlike peyda etmez kişiler olaylar tahkiye edilirdi
Şems’ten ayetlerle bağlanırdı kurdun ağzı
Tarla bentlerine iğneli iğdeler ekerdi büyükler
Yağmur suyu set olsun boğsun çocukların ayağını
Kement olsun hayvanların toynağına ağzına
Dikenli tellerle aşılanırdı evler tarhlar tarlalar
Kale arkasında top bekleyen küçümenlerdik
Vadiden dağa uzanan nehir dilinde yüzerdik
Kitaptan satın aldığımız reca tek melce değildi henüz
Kerpiç kale duvarı ile kuşatılmış evin
Ki genç adam tam da burada on şubat günü
İlk göz aydınlığına selam vermiş kamet almış
Çift ahşap mavi gözlü kapı bir gözünü kırpmaz
Zan ki kervansaraydır çölde ücretsiz
Kayıt tutmak haram surat asmak ezkaza
Bir sürü sürgü/n çengel çocuk boy verir ser alır
Seslerle ıslanır ıslıkları babamın sakalları kirli
Seğirir alnı dudakları kaşları ahalinin
Duygular düşürür üşümekten ağrılar ağırlar
Kökü kötürüm rüyalar görür dellenir
Bir çobanın keçesine sarılırlar zamansız
Usta kırlangıcın kelb-i muallemle evden sayıldığı lahza
Ki aşı taşı toprağı ağzında gelirlerdi eve destursuz
Bir demet firik asılırdı tavana hasından
Anne avuçları arkasına saklanan yüzüm henüz
Bir yere giderken bir büyük görürken kör olan
Anne ayaklarında halhal pirinç köstek halkası
Gerdanına taş bağlanıp suya atılacak kadar muzır
Taştan aslan yontar telden Land Rover
Arzuları rüyayla karıp sattığımız melekli an
Suyu tatlı kuyuların başında delikanlı kızlar
Omuzları çürümüş ellerinde matara güğüm izleri
Oğullarının beşi bir yerde oturmasın isterdi ah annem
Sofadaki sofrada kimseler görmesin derdi
Şimdi dağılın ki dağılmasın yüzünüz/den aile
Dağlanmasın kimsenin sini sinesi sevinmesin toprak
Bir miktar dolunay yaklaştı göğümün tenhasına
Ki en iyi gecelerde büyür ins cin nebat ürkmeden
Ayna tarak yapışınca iç cebine ceketimin
Elimde kitap başımda dağ esintisi deniz esnemesi
Bulutları hizaya sürerdik canlı ve alaycı gözlerle
Oysa saçlarım çelik kıvırcık yüreğim ağır hasarlı
Yüzüm sivilce istilasında ellerim nasırlı
Yaralarını yalayarak büyüyen aslanlardık hâsılı
Emzirdi başakları leyli neharda ay yıldızlar
Karşıdan karşıya geçerken gördüm karanlığı
Partalları allı pullu keklik tuzaklı namı şaşalı
Kask mask yok korkusuz korkuluk her yerde
Sular yükseldi gök gürlemeden kimseler bilmeden
Ne yedi altmış beş ne dokuz ne de altı otuz beş mm
Yay kirişiyle boğdu en paşa düşlerimi zalim
Toygarın savaşı gösterime girdi annemin dilinde
Tarla serçesinin tırnakları uzadı filin gözlerine o kadar
Saksağan karga ve kurbağayı rehin aldı Beydeba
Zaman boy attı pervasız kaygısız bıraktı âlemi
Taş taşa sır/t verince duvar oldu dört yan
Tel tele bel bağlayınca jilet ağzıyla
Şiir dediğin hecin deve yükü kumullarda
Kulağı mazgalda gözü maltada ayağı voltada
Hep savaş hazırlığı hep savaş sonrası ağıt
Yedi canlı vadiler doğuran valide
Çerçeve gök mavi kareyi tahrip eden
Kaleden kuleden kuyudan kaç/ır/an kahraman
Annesine dert dikte ettirdi çocuk çıkınca mezarda/n
Ölülerin yaşadığı aşikâr
Anıların yaraların annelerin aslanların.
