bir balta lazım bir de ateş
putlaşmış zamanın derin çukurlarına doluyor sular
sen yüreğine bir rüzgar sar
sadece bir gül kırar ateşten kalıpları
üzerime giydirilmiş elbisenin dikiş izleri ruhumda gizli
demiri işlemeli zırhla kaplamalıyım gövdemi
tanrı kapatmaz artık sökülen yanlarımı
bir mağaraya bulmalıyım yedi tane tohum
yıllardır uyuyan o devi uyandırmalıyım
belki bir gün yeşerir üç yüz yıllık çınar
çölde sarı kum kırmızı kan
olur mu hiç ecelin elleri, dilleri
tutup da sesleri bir uğultuya versin
en iyi Bahçıvan gelsin bir kum tanesi bir kan damlası
bir gülü yaşatmaya yeter mi
karıncanın yuvasından geçmez ordular
Süleyman'ın yüzünde o karıncayı kurtaran tebessüm var
iki elim iki kulağım iki gözüm var
görmek istediğim sima ne kayalarda ne de taşlarda
o sima gözlerin görmediği gönlün baktığı civarda
sular taşacak Karalar sularla dolacak
sen ölümü kendinden hariç tut
sonsuzluğu kaldıracak ten mi beden mi var
ruhun bir gemi olup ölümü taşıyacak
